Bekri Mustafa Fıkraları
Karışmak haddimize mi?
Padişah bir gün Boğaziçi’nde büyük bir bağa gitmiş. Bu bağ Bekri Mustafa’ya aitmiş. Bekri Mustafa Padişah’a bağın her tarafını gezdirmiş. Sonra oturup karşılıklı konuşmaya başlamışlar.
-“Erenler bağın maşallah çok büyük. Üzümünü ne yapıyorsun?”
-“Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanım.”
-“Buradaki üzüm yemekle biter mi?”
-“Yemediğimizi de sıkıp fıçılara basar, suyunu içeriz.”
-“Peki ama, sıkılmış üzüm şarap olmaz mı?”
-“Vallahi Sultanım, biz üzümü sıkıp fıçılara basarız. Allah ne isterse o olur. Üst tarafına karışmak haddimize mi?”
www.bilimsanatyolu.com
Temizledim
Mevlevi, Bekri Mustafa ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi baklava için rüyaya yatarlar. En hayırlı düşü gören baklavayı alacak. Öneri kabul edilir. Yatar, uyurlar. Sabah olunca Sofu:
-“Ne düş gördünüz anlatın bakalım?” der.
Mevlevi sikkesini başına geçirerek:
-“Hayırdır inşallah göklere çıktım”, der.
Hoca da:
-“Ben ise düşümde cennete gittim”, der.
Bekri Mustafa:
-“Erenler, ben de gece birinizin göklere uçtuğunu, diğerinizin de cennette gezdiğini görünce, artık bunlar fani dünyaya dönmezler diyerek kalkıp baklavayı temizledim!”, der.
www.bilimsanatyolu.com
Su katar mısın?
Nasıl olduysa ayyaşın biri Bekri Mustafa’yı hoca zanneder.
Ona akıl danışır:
-“Hocam, şarabın haram olduğunu bilirim; ama ben rakı içerim. Acaba o da haram mıdır?”
Bekri Mustafa, elini alnına koyar, düşünüyormuş gibi yapar ve sorar:
-“Sen rakıya su katar mısın yoksa susuz mu içersin?”
Ayyaş yanıt verir:
-“Susuz içerim hocam. Su katınca tadı kaçar.”
Bekri Mustafa:
-“Tamam, öyleyse yırttın demektir. Su zannedip içtim dersin…”
www.bilimsanatyolu.com
Bekri Mustafa’nın Tuzsuz Deli Bekir oluşu
Anonim edebiyatta önemli bir şöhret bulan ve bir tip haline gelen Bekri motifi sadece fıkraları ile değil halk tiyatrolarımızda da bir tip haline dönüşür. Bekri Mustafa tipi Tuzsuz Deli Bekir adı ile halk ve gölge tiyatrolarımızda klişe bir tip haline gelmiştir. Tuzsuz Deli Bekir tipi ile Bekri Mustafa’yı bu nedenden dolayı aynı tip olarak değerlendirmemiz gerekir.
Bekri, Gedikpaşa’daki bir meyhanede rakıyı iyice kaçırır. Semtin sakinlerinden biri durumu kolluk kuvvetlerine bildirir. ‘
Bekçibaşı tayfayı toplar ve basar meyhaneyi. Mekânda da sadece Meyhaneci Baba ve Bekri kalmıştır..
Bekçibaşı hiddetle,
-“Bre haylaz adam, gecenin bu saatinde içip durursun, korkmaz mısın yasaktan sen?” diyerek Bekri Mustafa’nın üstüne yürür ve vurmaya yeltenir.
Bekri onu yakaladığı gibi kocaman bir şarap fıçısının üzerindeki tuzlu balık çuvalının içine atar ve çevirmeye başlar. Bekçiyi iyice tuzladıktan sonra onu bırakıp, sakince rakısını yudumlamaya devam eder.
www.bilimsanatyolu.com
Bekri Mustafa’nın Sultanla tanışması
Bekri Mustafa’nın Sultan Murat Han’la tanışmasına gelince… 4. Murat içki yasağının düzenli olarak uygulanıp uygulanmadığını daha sağlıklı takip edip denetleyebilmek için sık sık tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışırmış.
Günlerden bir gün, çıkmaz sokağın kuytu bir köşesinde birini görmüş. Demleniyor herhalde demiş içinden. Sessizce ve sakince izlemeye başlamış berduşu.
Adam tam şişeyi kafaya dikince,
-“Bre deyyus ne içersin?” diye haykırmış.
Durumun vahametini kavrayan Bekri Mustafa, elindeki şişeyi hemen yere atıp kırdıktan sonra,
-“Rakı içerim hünkârım, rakı” demiş.
İki büklüm bir halde ve titrek bir sesle.
-“Bre deyyus, içkinin, şarabın yasak olduğunu bilmez misin?” diye tekrar kükremiş.
Bekri Mustafa,
-“Bilirim, bilirim sultanım, onun için de şarap içmem rakı içerim”
İçten davranışı Hakan’ın hoşuna gittiğinden,
-“Bu bahtsıza dokunmayın, onun zaten içki ile başı belâda” demiş.
Ardından Bekri’ye dönerek,
-“Babacan bir adama benzersin. İç ama ne benim, ne de hiç kimsenin gözüne görünmeden iç. gördüğüm anda kelleni alırım” demiş.
www.bilimsanatyolu.com
Bekri ile Kadı
Bir gün, Bekri Mustafa elinde şişesi ve kadehiyle gizlice içerken yakalanır. İnkârlar, yalvarış ve yakarışlar boşunadır.
Tutuklanır ve götürürler kadıya. Elindeki, dibinde biraz rakı kalmış şişeyi gören kadı hiddetlenerek,
-“Bre mel’un!.. Nasıl içersin o zıkkımı?!..” diye gürler.
Bekri Mustafa gayet sakin ve fütursuz bir edayla elindeki şişeyi sol elinde tuttuğu kadehine yaklaştırarak,
-“Efendim, önce şişedeki rakıyı özenle kadehine doldururum” der ve doldurur kadehini.
Ardından,
-“Sonra da, afiyetle yuvarlarım” der.
www.bilimsanatyolu.com
En güzel yer
Bekri Mustafa’yı rica minnet Camiye götürmüşler,
-“Hoca başlamış anlatmaya,
-“Bir yer vardır ki orada zengin fakir ayırımı yoktur. Dertli giren neşeli olur. Oraya giren herkesin gönlü ferahtır. Bilim bakalım burası neresidir?
Bekri Mustafa yanıt vermiş:
-“Neresi olacak Meyhanedir, meyhane…
www.bilimsanatyolu.com
Oynama Murat
4. Murat gene bir gün tebdili kıyafet Balıkpazarı’ndaki kaçak Meyhaneleri gezerken Bekri
ye rastlamasın mı, Bekri Dördüncü Murat ı görünce elindeki testiciği arkasına gizlemek istemiş.
4. Murat uzat elini deyince, boş elini uzatmış. Öteki elini de uzat emrini alınca testiyi tutan elini değiştirmiş.
Murat gülerek buyruk vermiş.
-“Bu kez, iki elini birden uzat”
Bekri hemen sırtını duvara dayıyarak testiyi sırtına kıstırıp, ellerini uzatmış, Murat hınzır hınzır bir edayla,
-“Şimdi bana doğru gel” deyince de dayanamamış,
-“Oynama Murat Sultan’ın, Testiyi kırdıracaksın.
www.bilimsanatyolu.com
Evime bineceğim
Bir gün zabit Bekri Mustafa’yı yolun kenarında beklerken bulurlar. Zil zurna sarhoştur.
-“Ulan ne geziyorsun burada bu gece vakti, niye evinde değilsin” diye kükrer.
Bekri telaşsız verir yanıtını.
-“Ben gezmiyorum, dünya dönüyor, birazdan benim evim de gelecek onu bekliyorum. gelince bizim eve bineceğim.”
www.bilimsanatyolu.com
Ben de yeniden içerim
Nüktedan şahsiyet bir gün Bekri Mustafa’ya:
-“İhtiyarlığında, bütün şu içtiğin rakılar burnundan gelecek”,dedmişler…
Ve alınan yanıt:
-“Ne ala şey, be birader! Ben de doldurur doldurur; yeniden içerim.”
www.bilimsanatyolu.com
İstanbul’u satın alan Bekri
4. Murat her zamanki gibi tebdili kıyafet dolaşırken, çamurlar içine bulanmış bir adamın yerlerde yattığını görür ve yerden kaldırmak ister.
Bekri Mustafa’dan başkası olmayan sarhoş, Padişah’a kenara çekilmesini söyler. Küstahlığın büyüklüğü karşısında donakalan 4. Murat, kimliğini açıklar ve nasıl olup da bir hükümdara böyle hakaret ettiğini sorunca;
-”Ben Bekri Mustafa’yım, eğer İstanbul’u satmak istersen, ben padişah olurum, sen de Bekri Mustafa” der.
-“İstanbul’u satın almak için nereden para bulacaksın?” diye sorduğunda..
Padişah’a:
-“Merak etmeyin, isterse onun oğlunu bile satın alabilir” diye söylenir.
Saraya götürülen sarhoş bir kaç saat sonra ayılınca padişah onu huzuruna çağırır,
-İstanbul’u satın almak için hadi paraları çıkar” diye sorduğunda…
Bekri Mustafa yanında taşıdığı şarap testisini padişaha uzatır,
-“Testidekini bitirirsen değil İstanbul’u, bütün evreni satın alabilirim” der…
Saraya girişinin de bu tanışma, konuşma vesilesiyle olduğu rivayet edilir.
www.bilimsanatyolu.com
İmam Bekri
Bekri Mustafa, yoksul bir mahallede bir caminin önünden geçmektedir. O sırada musallada bir tabut vardır, fakat namazı kıldıracak imam ortalarda yoktur.
Cemaatin beklemekten canı sıkılır ve başında kavuğu sırtında cübbesiyle ordan geçen Bekri Mustafa’yı hoca zannederek namazı kıldırmasını söylerler.
-“Yok ben hoca değilim” dese de dinlemezler ve zorla öne geçirirler.
Bekri Mustafa namazı kıldırdıktan sonra tabutun örtüsünü açar ve ölünün kulağına bir şeyler fısıldar.
Cemaat ölüye ne söylediğini merak eder.
Bekri Mustafa gülerek yanıt:
-“Sen şimdi aramızdan ayrılıp ahirete gidiyorsun. Eğer orada, bu dünyanın ahvalini sana sorarlarsa, Bekri Mustafa İmam oldu dersin. Onlar durumu anlar…” dedim. der..
www.bilimsanatyolu.com
Kendini padişah mı sandın?
İçki yasağı koyan Sultan IV. Murad bir akşam tebdili kıyafet Üsküdar’a geçmek için Sadrazamıyla birlikte sandala biner.
Sandalcı ise ayyaşların piri Bekri Mustafa’dır.
Padişah,
-“Nedir o içtiğin?’ diye sorunca,
Bekri Mustafa önce,
-“Kuvvet şurubudur bu, güç alıp daha hızlı gitmek içindir”‘ der,
Ama IV. Murad:
-“Bana da ver” deyince şişeyi uzatır.
Padişah iki yudum alıp kükrer:
-“Bre zındık, şarabı yasakladığımı bilmez misin.”
Bekri Mustafa şaşırır.
-“Sen kimsin de içkiyi yasaklıyorsun?” diye sorar.
-“Ben padişahım, bu da Sadrazam Bayram Paşa’ yanıtını alınca,
Bekri Mustafa:
-“Bre köftehorlar, bu kuvvet şurubu şişede durduğu gibi durmuyor. İki yudum aldınız biriniz padişah, biriniz vezir olmaya kalktınız. Bir yudum daha içseydiniz Dünyayı da biz yarattık diyecektiniz.”
www.bilimsanatyolu.com
Buyurun cenaze namazına…
4. Murat zamanında tütün, içki, keyif verici madde yasağı koyar ve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırır.
Birgün Üsküdar civarında bir kahvehanede tütün vs içildiğini istihbarat alır. Derviş kılığında tebdili kıyafet buraya gider. Selam verir oturur.
Kahveci yanına gelip,
-“Baba erenler kahve içer mi? diye sorar
4. Murat:
-“Evet içerim.”
-“Yanında tütün içer misin? der.
4. Murat sinirlenmiştir:
-“Hayır” der.
Kahveci işkillenir. Tütün içilmiyorsa ne işi var burada. Zaten padişahın tebdili kıyafet dolaştığı haberleri var. Eli titreye titreye kahveyi götürür.
-“Baba erenler ismini bağışlar mı?
-“Murat”
-“Peki isimde sultanda var mı?
-“Elbette var..”
Deyince kahvecinin bet beniz atar, zangır zangır titrer.
-“Öyleyse buyurun cenaze namazına” der. Olduğu yere yığılır.
4. Murat bu lafa çok güler ve kahveciyi bir defalığına af eder.
www.bilimsanatyolu.com
Bekri Mustafa ve Küfe
Vaktiyle İstanbul’da fazla sarhoş olanları küfelerle evlerine taşırlarmış.
Bekri Mustafa böyle bir gün küfelik sarhoş olmuş. Küfenin içinde eve doğru giderken yolda yatan bir sarhoş görerek küfeciyi dürtmüş.
-“Bak ulan sarhoşa bak. Yerlerde yatıyor.”
www.bilimsanatyolu.com
Sonradan aramayın…
Bir gün ahbaplarından biri Bekri Mustafa’ya sorar:
-“Niçin bu kadar içiyorsun?”
Bekri Mustafa yanıt verir:
-“Öldükten sonra kıyamete dek bekleyeceğimi düşünerek şimdiden fazla içiyorum ki sonradan aramayayım!”
www.bilimsanatyolu.com
Kaptanpaşa karışır
Sultan 4. Murat devrinde Bekri Mustafa, meyhaneden zilzurna sarhoş çıkmıştı.
Devriyeler peşine takılıp kendisini kovalamaya başladılar. Kurtulamayacağını anlayan Bekri Mustafa, kendini kaldırıp havuza attı.
Devriyeler havuzun kenarına gelip:
-“Haydi çık oradan”, dediklerinde
Bekri Mustafa;
-“Ben deryadayım. Bana Kaptanpaşa karışır”, diye yanıt verdi.
www.bilimsanatyolu.com
Camiden değil ya…
İçkinin yasak olduğu zamanlarda akşamcılar neye uğradıklarını şaşırırlar. Gizli gizli çalışmaya başlayan meyhaneler sayesinde içki içebilecek bir yer bulur.
Bekri Mustafa ve iki arkadaşı, bir gün bu gizli çalışan meyhanelerin birisinde yakalanırlar. Zaptiyeler bunları doğru Yeniçeri ağasının huzuruna çıkarırlar.
Yeniçeri ağası gür bir sesle bağırır:
-“İçki içmenin yasak olduğunu bilmiyor musunuz?”
-“Biliyoruz, efendim.”
-“Öyleyse özrünüz kabahatinizden büyük. Bile bile ne halt etmeye içki içtiniz!
-“Biz içki içmedik efendim!”
Bu sefer Yeniçeri ağası zaptiyelere sorar:
-“Bunları nerede yakaladınız?”
-“Meyhanede efendim!…”
Tekrar sarhoşlara dönen Yeniçeri ağası, sinirden köpürüp:
-“Hem içki içmedik diye yalan söylersiniz, hem de meyhanede yakalanırsınız, ha!..”.
Yeniçeri ağası, hepsine onar sopa vurulmasını emreder. Buna Bekri itiraz eder:
-“Ben de mi dayak yiyeceğim?”
-“Tabii!… İçki içmedik diye yalan söylüyorsunuz.”
-“Hâlbuki bana bir şey sormadınız.”
-“Pekâlâ, sen de meyhaneye gittin mi?”
-“Evet Ağam, meyhaneye gittim.”
-“Orada içki içtin mi?”
-“Ağam, meyhaneye gittik, orada yakalanıp huzurunuza getirildik. Camide yakalanmadık, meyhanede yakalandık. Hem siz hiç ömrünüzde camiye girip de namaz kılmadan çıkan gördünüz mü?”
-“Yok!…”
-“Öyleyse biz de, meyhaneye gittik. Eşeek gibi içtik. Ondan sonra da yakalanıp huzurunuza geldik.
Bekri’nin doğruluğu Yeniçeri ağasının çok hoşuna gider. Onu hemen affeder. Diğerlerine de sadece yalan söylemelerinden dolayı ikişer sopa vurdurur.
Her zaman doğruluğu ile tanınan ve sevilen Bekri, yine doğruluğu sayesinde bu defa da Yeniçeri ağasının elinden yakasını kurtarır.
www.bilimsanatyolu.com
Bekri Mustafa ile Vaiz
Bir camide vazediliyormuş;
-“Kim şarap içerse yarın ahirette fitil fitil burnundan getirilecek.”
Bekri Mustafa bunu duyunca:
-“Oohh! demiş, ne âlâ biz de doldurup doldurup çekeriz.
www.bilimsanatyolu.com
Allah’ın rızkı
Bekri’ye sorarlar:
-“Niçin bu kadar çok içiyorsun? Biraz az içsen olmaz mı?”
-“Biz garip insanlarız. Aza çoğa bakmayız. Bu gün az bulur az içeriz, yarın çok bulur çok içeriz.”
-“İyi ama sen her zaman çok içiyorsun.”
Bekri kızar:
-“Allah’ın verdiği rızkı da mı keseceksiniz be adamlar.”
www.bilimsanatyolu.com
Şarabı imha etmek
Bekri Mustafa içki yasağı varken şarap içerken yakalanır.
Zabitanlar:
-“İçkinin yasak olduğunu bilmiyor musunuz?”
Diye sorunca Bekri Mustafa bir kadeh daha yuvarlayarak yanıt verir:
-“Biz yasağı bildiğimiz için, şarabı içerek imha ediyoruz.”
www.bilimsanatyolu.com
Bekri Mustafa Yahudi hademesi oluyor
Bekri Mustafa, bir akşam sarhoş olarak yakalanıp karakola götürülür. O yasağa göre işret ederken yakalanmanın cezası yirmi değnektir.
Sarhoş halde derdest edilen diğer ayyaşlar ile birlikte Bekri Mustafa da yeniçeri ağasının huzuruna çıkarılır.
Ağa birer birer sormaya başlar
-“Sen kimsin?”
-“Efendim, ben yeniçeriyim.”
-“Ben de yeniçeri ağasıyım dövün keratayı.”
-“Sen nesin?”
-“Bendeniz kalyoncuyum.”
-“Ben de kaptan paşayım, dövün keratayı.”
Diğer birine:
-“Sen nesin?”
-“Bendeniz sipahiyim.”
-“Ben de sipahi zabitiyim, dövün keratayı.”
Diğer birine:
-“Sen nesin?”
-“Bendeniz çulhacıyım.”
-“Ben de esnaf kâhyasıyım dövün keratayı.”
Sıra Bekri Mustafa’ya gelince Ağa:
-“Sen kimsin? Diye sorar.
Bunun üzerine Bekri derme çatma bir şekilde Yahudi aksanı ile konuşmaya çabalayarak..
-“Bendeniz Balata Yahudi Havrası hademesiyim.” Diye yanıt verir.
Durumu anlayan Ağa, gülmekten kırılarak Bekri’yi affetmiştir.
www.bilimsanatyolu.com
İbrişim mi helal şarap mı?
Bekri Mustafa’yı sarhoş hâlde kadı efendinin huzuruna götürülür.
Kadı:
-“Ayıp değil mi sana hâlâ şu mundarı bırakamamışsın?”
-“İyi amma efendi hazretleri benim o mundarı temiz bir yere gönderdiğim yok ki!”
-“Yalan söylüyorsun. Bak üstüne başına dökmüşsün.”
-“Hakkınız var kadı efendi. Kopası ellerim titriyor, yoksa bir katresini bile ziyan etmek istemem.”
-“Peki, haram olduğunu da bilmiyor musun?”
-“İyi amma efendi hazretleri, sizin arkanızdaki ibrişim kaftan helal midir sanki?”
-“Tabii helaldir, çünkü içine pamuk katılmıştır.”
-“Bize de meyhaneciler safi şarap vermezler, yarı yarıya su katarlar da öyle verirler. Şu hâlde şarap da helaldir.”
www.bilimsanatyolu.com
Ne yanıt verecek
İçki yasağı zamanı, tebdil gezen padişah, bir ağaç dibinde demlenmiş ve orada uyuyakalmış Bekri Mustafa’yı uyandırır.
-“Bu ne hâldir?” diye sorar.
Erenler, yanındaki şişeyi göstererek.
-“Sultanım yapan da bu, yaptıran da bu.. Bana sorma, ona sor Göreyim bakayım, şimdi sana ne yanıt verecek”, der.
www.bilimsanatyolu.com
Bekası yok
Bir zengin koca bir konak yaptırmış.. Şerefe bir de ziyafet vermiş. Nasıl olduysa ziyafete Bekri Mustafa da davet edilmiş.
Neşe içinde yenip içildikten sonra ev sahibi sormuş:
-“Lütfen söyleyin, nesi eksik?”
Bekri Mustafa yanıt vermiş:
-“Bir eksiği var”, demiş.
Konak Sahibi:
-“Aman söyle, ne eksiği var, nesi yok?” deyince,
Bekri:
-“Bekası yok.. Haydan geldiği belli oluyor. Huya gider…” der.
www.bilimsanatyolu.com
Bakkal borcu
Bir toplulukta hatırı sayılır bir kimse Bekri Mustafa’ya sorar:
-“Erenler, borcunuz var mı?”
-“Bakkala biraz borcum var.”
-“Onu sormuyorum. Namaz borcunuz var mı?”
-“Namaz borcumu bana Tanrı sorabilir. Size bakkal borcunu sormak yakışır.”
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder