Ünlü filozof diyalogları
Kral Dionysios, Aristippos’a sorar:
-“Nedendir acaba, her gün filozoflar hükümdarları ziyaret ederler de, hiçbir hükümdar kalkıp bir filozofu ziyarete gitmez?” diye sormuşlar.
Aristippos,
-“Bunda şaşacak bir şey yok hükümdarım” der,
-“Hekimler, yatağından kalkamayacak durumdaki hastalara giderler, çünkü o hastaların hekimlere gitmeleri mümkün değildir.”
Isokrates’un sessizliği
Kıbrıs Kralı Nikokreon’un sofrasında Isokrates hiç konuşmadan oturur dururmuş. Neden böyle sessizce oturduğunu soracak olmuşlar.
Şöyle demiş filozof:
-“Burası benim söyleyeceklerimin yeri değil; burada söylenmesi gerekenleri de ben bilmiyorum, o yüzden susuyorum..”
Aisopos yapayalnız
Aisopos (Esop) evinde çalışırken, bir asil kapıyı vurmadan içeri girer ve kitaplarına eğilmiş filozofa,
-“Böyle yapayalnız nasıl oturabiliyorsun” der.
Aisopos başını kaldırır,
-“Ben yalnız falan değildim, ama sen içeriye girdiğin andan itibaren ne kadar yalnız olduğumu anladım.”
Bir kişi mi? İki kişi mi?
Xenocrates (Zenon) bir öğrencisiyle konuşuyor, o ne derse öğrencisi sürekli onaylıyormuş.
Filozofun sabrı tükenmiş ve bağırmış:
-“Hiç olmazsa bir kere itiraz et, başka bir fikir söyle de iki kişi olduğumuzu arılayayım..”
Eşeğin kiralanma sorunu
Atina’da önemli bir tartışma yapılırken kürsüye Demostenes çıkar, ancak dinleyiciler sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir.
Demostenes,
-“Bir hikâye anlatıp ineceğim” der ve anlatmaya başlar:
-“Uzun zaman önceydi, bir delikanlı Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adamın da Megara’da işi vardı, beraber yola düştüler. Konuşa konuşa giderlerken öğle sıcağı bastırdı, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için bir su başına çöktüler. Ama ortalıkta hiç gölgelik yoktu ve eşeğin sahibi yemeğini alıp eşeğinin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna içerledi, ‘Sen çekil gölgede ben oturacağım’ dedi. Beriki itiraz etti: ‘Ben oturacağım, çünkü eşek benim.’ Delikanlı Ama ben eşeği kiraladım’ deyince, eşeğin sahibinden ‘Ben sana eşeği kiraladım gölgesini değil’ yanıtını aldı ve aralarında kavga çıktı.”
Hikâyenin tam burasında Demostenes kürsüden iner yürümeye başlar.
Dinleyiciler,
-“Sonunda ne oldu, sonunu anlat” diye bağrışmaya başlayınca Demostenes kürsüye döner:
-“Sizin için çok önemli bir konuda bir şeyler anlatmaya çalıştım, dinlemediniz. Şimdi ise eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz. Ne fikrimi söyleyeceğim ne de eşeğin gölgesine ne olduğunu…”
Kürsüden iner, yürür gider.
Ben çekilirim
Dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır.
İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir…
Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der.
Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
-“Ben çekilirim!”
Eşkiyanın hakareti
Eşkıyanın biri, fakirliğinden dolayı, Diogenes’e hakaret eder. Bu olaya aldırmayan Diogenes, sadece şunları söyler eşkıyaya:
-“Hiç görmedim hayatımda senden başka fakir olduğum için hakaret eden; ama tanık oldum pek çok insan bir bir asıldılar hırsızlıktan.”
Bir daha isteyemeyeceğim
Diogenes bir gün, tüm mal varlığını israf ederek bitirmek üzere olan bir adamdan on para ister.
Bu istek üzerine adam,
-“Neden başkalarında bir para istiyorsun da benden on para istiyorsun?” diye sorar.
Adama israfa devam ettiği takdirde gelecekte ne ile karşılaşacağını göstermek isteyen ünlü filozof şöyle yanıt verir:
-“Çünkü diğerlerinden daha sonra istesem yine alabilirim. Fakat senin bu israfın yüzünden bana bir daha para verebileceğinden şüpheliyim.”
Dalkavuk filozof
Çorba yapmak için çeşme başında mercimek ayıklayan Diogenes’in yanına İmparator’a yakınlığı ile bilinen başka bir filozof Aristippus gelir.
Bilgili fakat bilgisini dalkavukluktan yana kullanan Aristippus, Diogenes’e alaycı bir sesle,
-“Sen de aklını kullanıp İmparator’a yakın olmayı becerebilseydin, böyle çeşme başlarında mercimek ayıklamak zorunda kalmazdın” der.
Diogenes başını yaptığı işten kaldırmadan şu yanıtı verir:
-“Sen de böyle mercimek çorbasına kanaat edebilseydin, İmparator’a dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın!”
Gölge etme başka ihsan istemem!
Filozof Diogenes’in ününü duyan İmparator İskender tanışmak için onu sarayına çağırır. İmparator salona girdiğinde herkes ayağa kalkarken o yerinde oturmayı tercih eder.
İskender kızgın bir şekilde,
-“Bu ne cüret! Sen benim kim olduğumu bilmiyor musun? Benden hiç korkmuyor musun yoksa?” diye sorar.
Diogenes İmparator’un bu sorusuna sakince başka bir soruyla karşılık verir:
-“Sen iyi birisi misin, yoksa kötü biri mi?”
-“Elbette iyi biriyim, bunu herkes bilir.”
-“Peki, iyi adamlardan korkmalı mıyız ki ben sizden korkayım?”
Bu yanıt sonrasında İmparator, Diogenes ile sık sık görüşmeye başlar, hatta bazen de kendisi bu büyük fıçıda yaşayan filozofu ziyarete gider.
Bir gün bu ziyaretlerin birinde güneşlenmekte olan Diogenes, İmparator İskender ve adamlarının geldiğini görür. Güneşlenmeye devam eden ünlü filozofun zor koşullarda yaşadığını gören İskender,
-“Dile benden ne dilersen!” der.
Diogenes, ihtiyacının bulunmadığını söyleyecekken o anda aldığı en büyük zevki engelleyen İmparator’a, tarihe geçen şu yanıtı verir:
-“Gölge etme başka ihsan istemem!”
Eşeklerden kurtulma yöntemi
Atina halkı, yöneticilerinden fena halde şikâyetçiydi ama onları nasıl göndereceklerini bir türlü bilemiyorlardı. Tartışmaların sonunda somut bir fikir çıkmıyordu.
Bir gün Antisthenes kürsüye çıktı:
-“Atinalılar size bir teklifim var: Hemen bir kararname çıkarıp bütün eşeklerin at olduğunu ilan edin. Bundan sonra da eşeklere eşek demeyin, hep at deyin.”
Biri sorar:
-“Peki bunun bize ne faydası var?”
Antisthenes yanıt verir:
-“Ne demek ne faydası var? Yeni yönetici konusunda anlaşamadığınıza göre, çözüm bulunana kadar eşekler tarafından yönetilmek utancından kurtulmuş oluruz.”
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder