Günün öyküsü: Bisiklet…
Bir bankada yönetici alımı yapılacaktı.Cam duvarlı bir mülakat odası. Koltuklar sertti, bakışlar daha sert.
Sorular teknikti ama asıl sertlik satır aralarındaydı. Son soru geldi:
-“Bir ülke ekonomisine en çok zarar veren şey nedir?”
Adaylar kusursuzdu. Diplomalar parlak, CV’ler ağırdı. İlki konuştu:
-“İşsizlik.”
Kalemler oynadı, başlar sallandı. İkincisi:
-“Enflasyon.”
Bir gülümseme dolaştı masada. Üçüncüsü:
-“Yolsuzluk.”
Kaşlar kalktı.
-“Bu çocuk işi biliyor” dediler.
Sonra sıra arka köşedeki gence geldi. Diğerlerine benzemiyordu. Kravatı düzgündü ama bakışı serbestti. İçinden geçirdi:
-“Ezber konuşsam alırlar. Ama ben bu masaya ait değilim.”
Ve yüksek sesle söyledi:
-“Bisiklet.”
Oda durdu. Bir anlık sessizlik… Ardından hafif bir gülüş, biraz da tahammülsüzlük.
Başkan öne eğildi:
-“Açıklar mısın?”
Genç sakince devam etti:
-“Bisiklet süren biri, araba almak zorunda kalmaz. Kredi çekmez. Sigortaya boğulmaz. Benzin yakmaz. Hareketsizlikten hasta olmaz. Reklamla değil, rüzgârla motive olur. Toprağa basar, nefes alır. Tüketici olmaktan önce insan kalır. Ekonominin çarklarını değil, hayatın dengesini döndürür.”
Kimse konuşmadı.
O çok bilen masa, ilk kez tek bir kelimeyi hatırlayamadı: İnsan.
O genci işe almak istediler. O kabul etmedi. Kibarca ret etti.
Onlar sistemi büyütmek istiyordu, o insanı.
Onlar betona yatırım yapıyordu, o yarına.
Onlar kaderi direksiyona bağlamıştı, o pedala.
Ve biz biliriz: Pedal çeviren çocuk toprağın sesini duyar, geleceğin nefesini taşır.
Sağlam kafa, sağlam bedende olur. Ve dünyayı bu gençlere verirsen, belki ekonomi küçülür…
Ama hayat büyür.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder