Günün öyküsü: En tembel ile en çalışkan…
Hoca sınıfa baktı ve sordu:
-“Bu sınıfın en tembel öğrencisi kim?”

Herkes en solda, en önde oturan Of’lu Yılmaz’ı gösterdi. Notları en düşük olan oydu sonuçta.
Boğaziçi Üniversitesi, İngilizce hazırlık sınıfı. Yılmaz biraz çekingen etrafına baktı, toparlandı.
Hoca başını salladı:
-“Hayır. En tembel o değil.”
Sınıf şaşırdı.
-“Yılmaz çalışıyor, elinden geleni yapıyor. Altan en tembel. Belki ortalaması yüksek. Ama çalışmıyor. Ödev yapmıyor.”
Bir an durdu, devam etti:
-“Peki en başarılı kim?”
Herkes etrafa baktı. Bir yanda Türkiye 6’ncısı, öbür yanda 9’uncu, 6’ncıyı seçeceklerdi ki, hoca yine kesti:
-“Hayır. Aranızda Anadolu’dan gelip bu okulu kazanan arkadaşınız var ya Yılmaz… Derecesi yok belki. Ama en başarılınız odur.”
Tam o sırada kapı çaldı. Burcu derse girdi. Kampüs içinde, 200 metre ötede yurtta kalmasına rağmen yine geç kalmıştı.
Gözleri şişti. Belli ki yine ağlamıştı.
Hoca sordu:
-“Okula en yakın oturan kim?”
Herkes Burcu’yu gösterdi. Diğerleri iki otobüsle geliyordu.
Hoca sınıfa döndü:
-“Bakın, Burcu ailesinden uzakta. Yeni bir hayata uyum sağlamaya çalışıyor. En yakın görünen, aslında en uzakta olandır.”
Sonra sesi ciddileşti:
-“Şu an 17–18 yaşındasınız. Bunu çok sonra anlayacaksınız. Birini dürüst sanırsınız. Ama olanağı olsa fırsat olsa neler yapar, bilemezsiniz” dedi. Durdu ve devam etti.
-“Birini merhametli sanırsınız… Ama cesur değildir; korkudan merhametlidir.”
-“Birini zengin sanırsınız… Ama daha az parası olduğu hâlde daha çok yardım eden daha zengindir.” Bu okula en çok destek olanlar, burs verenler en varlıklı mezunlarımız değildir.”
-“Bir makama gelen kişi, gerçek bir lider olduğu için değil; kontrol edilebilir görüldüğü için de orada olabilir.”
Yıllar geçti. Yılmaz mı? Amerika’da yazılımcı oldu. Çalışkanlığı ile yükseldi. Orada bir hayat kurdu.
Hayat, görünenlere göre karar vermez.
Şartlara bakar. Niyete bakar. Kimin neyi aştığına bakar…
Bu hikâye, öğrenciler arasında eşitliğin görece daha fazla olduğu 90’lı yıllardan.
“O dönem yaşanmışlık dersi veren bazı hocalarımızın bugün kampüse dahi adım atamıyor olması, üniversitenin geçirdiği dönüşümü gösteriyor.”
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder