İki Farklı Dünya, İki Farklı Ahlak / Muhsin YAZICI
Görselde karşı karşıya getirilen iki portre, bu toprakların gördüğü en büyük anlayış kırılmasını ve ahlaki aşınmayı gözler önüne sermektedir. Sol tarafta ömrünü ve ailesini, işgal edilmiş yurdunu kurtuluşuna adamış bir halk kahramanı yer alırken, sağ tarafta kamu kaynakları ve kişisel zenginleşme iddialarıyla gündeme gelen günümüz Türkiye’sindeki değeri anlamaya çalışalım.

Toplumda geniş yankı uyandıran ve halkın büyük tepkisini çeken bu karşılaştırma, Türkiye’nin geçmişteki özveri kültürü ile günümüzdeki lüks ve şatafat odaklı anlayış arasındaki derin uçurumu simgeler:
Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu cephelerinde bizzat savaşan, eşini ve çocuklarını bu uğurda şehit veren bir Üsteğmendir Kara Fatma. Savaş bittiğinde kendisine bağlanan emekli maaşının tek bir kuruşuna bile dokunmayarak, “Ben para için savaşmadım, yurdum için savaştım” diyerek tüm hakkını ‘Türk Kızılay’ına bağışlamıştır. Yaşamının son yıllarını maddi zorluklar içinde, onurlu bir şekilde tamamlamıştır.
Görselin sağ tarafı ise inanç, din ve ahlak söylemlerini dillerinden düşürmeyip arka planda lüks villalar, lüks araçlar, markalı çantalar ve balyalarca para içinde yaşayan bir anlayışı eleştirmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bursuyla yurt dışına gönderilen isimler üzerinden somutlaşan kamu kaynaklarının kişisel çıkarlar için kullanılması ve halkın dini duygularının sömürülmesi, toplumda derin bir adaletsizlik ve öfke duygusu yaratmaktadır.
Yurdu kurtarmak için canını ortaya koyup beş kuruş talep etmeyenlerin kurduğu bu ülkede; devlet olanaklarını bireysel servetine dönüştüren, lüksü ve gösterişi kendine hak gören anlayış, ülkenin ortak geleceğini ve adalet duygusunu kemiren bir kanser uru olarak her tarafı sarmaya başlamıştır.
Görseldeki Fatma Betül Sayan “İstanbul Büyükşehir bursu ile yurtdışında okuyan” ifadesi, dönemin AK Partili İBB yönetimi tarafından sağlanan lisansüstü eğitim burslarına dayanmaktadır.
Müfettişlerin incelemeleri sonucunda, Fatma Betül Sayan Kaya’ya İBB iştiraki İSBAK bünyesinde New York’taki eğitimi için toplam 85.791 Dolar ve 20.289 TL burs ödemesi yapıldığı ortaya çıkmıştır.
İBB yönetimi değiştikten sonra bu burslar hakkında usulsüzlük gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuş olsa da, süreç 2021 yılında takipsizlik kararıyla sonuçlanmıştır.
Gel zaman git zaman İstanbul Büyükşehir Bursuyla yurtdışında okuyan Fatma Betül Sayan Kaya kısa yaşamında hızla yükselerek hem bakanlık yapmış hem de Ak Parti’de en üst yönetici olarak görev almıştır.
TBMM Genel Kurulundaki bütçe görüşmeleri sırasında CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın mülakatsız, sınavsız işe alımları, kayırmacılığı ve eski milletvekili çocuklarının istisnai kadrolarla devlet memuru yapılmasını eleştirerek yönelttiği “Hiç mi utanmıyorsunuz?” sorusu üzerine söz alan Özlem Zengin, “Evet utanmıyoruz, gurur duyuyoruz yaptığımız işten” diye yanıt vermiştir.
Sayın Özlem Zengin’in yol arkadaşı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya’da utanmadığı için aşağıdaki suçlamalara karşı karşıya gelmiştir.
Basın tarafından yoğun şekilde dile getirilen iddialara göre; Fatma Betül Sayan Kaya nisan ayında “Özata Denizcilik hisselerinden” 63,3 milyon TL’lik alım yapmış ve bu hisseleri kriz patlak vermeden hemen önce, eylül ayı içerisinde 1 milyar 344 milyon TL’ye satarak çekilmiştir. Bu parayı FON patlamadan önce çekmesi için kim kulağına fısıldadı? Benzer şekilde eşi İlyas Kaya’nın da 99,6 milyon TL’lik hisseyi 826 milyon TL’ye sattığı ve karı, koca toplamda 2 milyar TL’ye yakın bir fon yani borsa kazancı elde ettiği anlaşılmıştır.
Bu “içeriden bilgi alma” biz de yeni öğrendik. Borsada buna “insider trading” deniyormuş. Ve fon vurgunu iddialarının ardından kamuoyunda yükselen büyük tepkiler üzerine, Fatma Betül Sayan Kaya AKP’deki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyeliklerinden istifa etmiştir yani AKP jargonuna göre affını istemiştir.
Eleştirilerin odağında sadece kişisel zenginleşme değil, kurumsal kayırmacılık da yer alıyor. Sayan ailesinin farklı bireylerinin aynı dönemlerde bakanlık, bakan yardımcılığı, büyükelçilik ve İBB meclis üyeliği gibi üst düzey makamlarda bulunması kamu vicdanında liyakat ilkesinin zedelendiği algısını oluşturmaktadır.
Kamu kaynaklarının gerçekçi ve açık bir şekilde kullanılmaması, bütçe açıklarına, kaynak israfına ve en önemlisi yurttaşın devlete, adalete olan güven duygusunun zedelenmesine yol açıyor. Bir tarafta asgari ücret sınırında yaşayan milyonlar varken, diğer tarafta kamusal nüfuzla elde edilen milyarlık ayrıcalıklar ve kazançlar toplumsal yozlaşmanın en net ekonomik görüntüsünü oluşturdu.
Muhsin YAZICI – 29.09.2026
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder