Nazik Hukuk, Vahşi İntikam! / Muhsin YAZICI
Bu ülkede adaletin terazisi çoktan bozuldu, dökülen parçaları ise sadece yoksulun, güvencesiz bırakanın, muhalifin üzerine birer balyoz gibi iniyor. Türkiye, suçun ve suçlunun büyüklüğüne göre iki farklı hukuk sistemiyle yönetilen iki ayrı dünyaya bölündü.
Bir tarafta milyarlık borsa vurgunlarının, organize fon dolaplarının tam ortasında isimleri çarşaf çarşaf çarptığı halde devletin en üst düzey koruma kalkanıyla sarılan “seçkin dokunulmazlar”, diğer tarafta ise şafak operasyonlarıyla, yatak odalarına kadar girilerek onurları çiğnenen halkın iradesi…
Bunun adı iki yüzlülük değil, bunun adı adalet ahlakının toptan katlidir!
Günlerdir tüm Türkiye, cumhuriyet tarihinin en organize borsa mucizelerinden birini konuşuyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın, küçük yatırımcının milyarlarca lirasını “Özata Denizcilik” hisseleri üzerinden kendi hesaplarında topladığı, kriz patlamadan hemen önce 2,2 milyar TL’ye yakın bir kazançla operasyon öncesi sistemden çıkıldığı iddialarının üzerinden koca bir hafta geçti.
Peki, bu ülkede kamusal düzeni korumakla görevli savcılar ne yaptı?
Sıradan bir yurttaş tweet attığında şafak vakti kapıyı koçbaşıyla kıran hukuk sistemi, bu büyük çaplı vurgunu yapan kişileri ifadeye bile çağırmadı! Gözaltı yok, ters kelepçe yok, adliye koridorları yok. Dahası, üyesi olduğu parti bile ihraç kararı veremedi.
İktidar partisinin bu milyarlık soygun iddiasına karşı uyguladığı en sert, en acımasız yaptırım ne oldu biliyor musunuz?
Fatma Betül Sayan Kaya’yı WhastApp gruplarından çıkarmak.
Şaka değil, trajedi! Milyarlarca liralık fon soygununun cezası dijital bir gruptan atılmakla geçiştiriliyor.
Aynı koruma çemberi bir diğer ağır topun hanesinde de işliyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın adı fon soruşturmasına karışıyor; tüm mal varlığına tedbir kararı getiriliyor. Ama çark o kadar hızlı ve yukarıdan dönüyor ki, o karar tam bir saat sonra buharlaşıp gökyüzüne karışıyor!
İşin daha da pişkin kısmı, baba Hayati Yazıcı çıkıp kameraların karşısında ne dedi biliyor musunuz?
“Oğluma itibar suikastı düzenlediler” diye feryat ediyor.
Şimdi hukukçu kimliğiyle övünen Sayın Yazıcı’ya sormak zorundayız.
Senin oğlun bu memlekette padişah çocuğu mu?
Hukuk karşısında ayrıcalığının nedeni nedir?
Senin çocuğunun itibarı varda, sabahın karanlığında teröristmiş gibi gözaltına alıp sıra sıra dizilen ve polis kameralarıyla kayda alınıp malum televizyonlarda yayınlanınca onur suikastı olmuyor mu?
Milyarlarca liralık bir soygun iddiasında oğlunun ifadesi dahi alınmazken “itibar” edebiyatı yapıyorsun da bu ülkenin seçilmiş belediye başkanlarının onuru ayaklar altına alınırken neden tek bir laf etmedin?
Hukukun o “nazik ve “kibar” yüzüiktidar çocuklarını pamuklara sararken, muhalif belediyelere gelince birdenbire vahşi bir intikam aygıtına dönüşüyor.
Borsa vurgunu gündemdeyken paldır kültür muhalif belediyelere operasyonlar hız kazandı.
CHP’li Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen ve beraberindeki 28 kişi, sabahın köründe düzenlenen bir operasyonla gözaltına alınıyor.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer dahil 59 kişi, kameralar eşliğinde, adeta birer suç şebekesi lideriymiş gibi şafak baskınlarıyla evlerinden toplanıyor.
İşin ahlaksızlık boyutu burada da bitmiyor; insanların yatak odalarının görüntüleri polis kameralarıyla çekiliyor, havuz medyasının ekranlarında çarşaf çarşaf yayınlanarak onur cellatlığı yapılıyor. Halkın iradesiyle seçilmiş insanlara ters kelepçe takıp yatak odasını teşhir edenler, borsa üzerinden halkın milyarlarını hortumlayan haramzadelerin adını anarken dillerini yutuyorlar!
Bu organizeden de öte, faşizan bir ayrımcılıktır. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın vergi dairesi, bir esnaf faturasını bir gün geciktirse banka hesaplarına bloke koyar. Asgari ücretli, emekli Mehmet Amca pazar tezgahında üç kuruşun hesabını yaparken elinden cüzdanı düşer. Ama iktidar yanaşması yandaş belediye başkanları, ihale baronları ve onların borsa spekülatörü çocukları suçüstü yakalansalar bile “etkin pişmanlık” kılıflarıyla, parayı gizlice iade etme tiyatrolarıyla tereyağından kıl çeker gibi kurtarılırlar.
Yurttaş gözüyle bakınca bu manzara artık dayanılır, sabredilir bir eşiği çoktan aşmıştır. Halk, bu yağma ve çifte uygulamayı şaşkınlık içinde izliyor. Bir tarafta lüks yatlarında, plazalarında halkın kanını emen, yakalanınca sadece WhatsApp grubundan atılarak cezalandırılan bir zümre; diğer tarafta sandıktan çıkan iradesi gasp edilen, evleri uzun namlulu silahlarla basılan milyonlar!
Unutmayın; adaleti sadece kendinize zırh, halka ise kırbaç olarak kullandığınız bu çark elbet bir gün duracaktır. Milyarlık vurgunlarınızı pamuk helva gibi yutan o yargı sistemi, gün gelecek o çiğnediğiniz onurların altında kalacaksınız.
Yurttaş bu ikiyüzlülüğü gördü, not ediyor ve o korku duvarına geldi dayandı. Zulmünüzle, kayyumlarınızla, şafak baskınlarınızla nereye kadar koltukta oturacaksınız?
Asla unutmayın ki, halkın onuru, geleceği sizin o dokunulmazlık zırhlarınızdan çok daha önemli ve değerlidir!
Muhsin YAZICI – 02.10.2026
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder