Zangoç İttifakı, Parayı Yandaş İç Etti, Faturayı Bahçeli Halka Kesti! / Muhsin YAZICI
Bu ülkede artık sadece cebimizdeki son kuruş, mutfaktaki ekmek değil; bizzat devletin varlık sebebi olan adalet ve koruma kalkanı da organize bir şekilde yok ediliyor.
Toplumun en ücra köşesine kadar yayılan, muhafazakârından sekülerine, Türk’ünden Kürt’üne kadar herkesi iliğine kadar sömüren o devasa FON ve borsa soygunu karşısında sahnelenen tiyatro, artık sadece bir ikiyüzlülük değil, bu halkın aklıyla alay etmektir! Ezilmiş, sömürülmüş ve kutsal duygularla kandırılmış yurttaş pazar Pazar gezerek üç kuruşun hesabını yaparken, Ankara koridorlarında sinsi, kindar ve baştan aşağı dış güdümlü bir gölge oyunu oynanıyor.
Kurtla Koyunun Aşkı ve Okyanus Ötesindeki Amirler
Siyaset sahnesinde güya birbirine düşman, güya milliyetçiliğin ve kimlik siyasetinin uç kaleleri olan yapılar, halkın soyulması ortak paydasında adeta dilsiz şeytana dönüştüler. DEM Parti’nin bu korkunç boyuttaki finansal talan karşısında çıtını çıkarmaması, halkın derdiyle zerre kadar ilgilerinin olmadığının en açık kanıtıdır. Bugünlerde perde arkasında yürütülen o sinsi “al gülüm – ver gülüm” oyunu, bu halka en büyük kazık atılana kadar böyle gidecek.
Haydi hep birlikte soralım….
Bakalım kurtla koyunun bu zoraki aşkı nereye kadar sürecek? Kurt ne zaman “Artık çok acıktım, buraya kadar, seni yemek zorundayım” diyecek? Kendilerince biri Türk, diğeri Kürt milliyetçisi… Ama ne acıdır ki ortak yönleri, ikisinin de yönlendiricisinin okyanus ötelerinde olmasıdır! Ne MHP’nin ne de DEM’in kendi başlarına özgürce karar verecek ne güçleri var ne de cesaretleri. ABD’nin Orta Doğu valisi Tom Barrack, adeta bu iki yapının da gizli amiri gibi tepelerinde dikiliyor. AKP ise bu iki gücün tam ortasında, gölge oyununun iplerini elinde tutan, sahneyi arkadan yöneten o gerçek el olarak duruyor!
Bahçeli’nin Gevelemeleri, “Devlet Yok, Başınızın Çaresine Bakın!”
Bu kirli ittifakın en acı verici, en rezil itirafı ise MHP lideri Devlet Bahçeli’den geldi. Bahçeli yine yapacağını yaptı ve milyarlık borsa vurgunlarının faturasını, parası gasp edilen halkın üzerine bir kurşun gibi sıktı!
“Riski göze alanlar sonucuna katlanır” diye laflar geveledi.
Sormak zorundayız…
Sıradan bir yurttaş, borsayı ve fonları denetlemekle yükümlü olan devlet kurumlarının soyanlarla anlaştığını, içeriden bilgi sızdırdığını nereden bilecek? Devletin en temel görevi yurttaşı dolandırıcılardan korumak değil midir? Bahçeli bu cümlesiyle aslında açıkça ilan etmiştir.
“Bu ülkede artık devlet mevlet kalmadı, ne haliniz varsa görün!”
Kendi yandaşlarının milyarlık vurgunlarını örtbas etmek için devleti fiilen yetkilerini yok ettiklerini, halkı haramilerin kucağına ittiklerini kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar.
Bacaklar Zayıflıyor, Göbek Şişiyor!
Bu organize çeteden de öte, faşizan bir baskı rejimidir. İktidar halk tabanında meşruiyetini ve gücünü kaybettikçe, muhalefeti bölmek için her yolu deniyor. Kemal Kılıçdaroğlu bu oyunda muhalefeti içeriden çökertmek için adeta gönüllü bir koçbaşı gibi sahne alırken; iktidar da devletin polisini, jandarmasını, yargısını ve maliyesini birer kırbaç gibi kullanarak yukarıdan aşağıya sahte bir denetim sağlıyor. Muhalif belediyelere polis operasyonlarıyla çökerken, topluma korku salarak tabandaki erimelerini gizlemeye çalışıyorlar.
Ama bu sürdürülemez bir sistemdir. Toplumun üreten, emek veren, ezilen kesimleri açlıktan kırılırken yani toplumun bacakları zayıflarken, çetelerin, borsa spekülatörlerinin ve yandaş baronların kasaları yani göbekleri giderek şişiyor.
Yine hep beraber soralım…
Bu zayıflayan bacaklar, bu durmadan şişen harami göbeğini nereye kadar taşıyabilecek?
Çok yakında bu çark dişlileri taşıyamayacak kadar aşınacak.
Ve en acısı ne biliyor musunuz? İş tamamen patladığında, AKP’li tayfanın organize ettiği bu devasa FON soygununun faturasını da bir algı operasyonuyla yine muhaliflerin ve aldatılan halkın üzerine yıkmaya çalışacaklar!
Ama yurttaş bu sinsi, kindar ve karışık siyaseti gördü. Artık soyulanların içinde siyasal İslamcılara safça güvenen temiz halk kesimleri de var.
Asla unutmayın; saraylardaki o 5-10 zangoçun verdiği sahte huzur, o durmadan şişen göbeğin patlamasını engelleyemeyecek. Halkın onuru ve geleceği, sizin o okyanus ötesi amirlerinizden de, dokunulmazlık zırhlarınızdan da çok daha büyüktür!
Muhsin YAZICI – 04.10.2026
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder