Bir yerde saray varsa ya “dalkavuk” ya da “soytarı” vardır
İlhan Seçuk’un bir yazısından anımsıyorum. “Dalkavuk” doğu toplumlarındaki saraylarda yaşarken, “soytarı” ise batı toplumlarının saraylarında yaşarlar diye yazmıştı.
İkisi arasındaki farkı ise şöyle açıklıyordu: Soytarı güldürürken iğneler, laf yetiştirir, eleştirir. Dalkavuk ise sadece gönlünü hoş tutmak için laf eden ve bağlı olduğu kişinin her şeyini onaylayan kişidir.
Aslında “dalkavukluk” ve “soytarılık” zor bir iştir. Gözden düşer düşmez itibarını kaybeder ya da yerini bir başka “soytarıya” ya da “dalkavuğa” kaptırır. Bu duruma düşen anında saraydan kovulur.
Soytarılar/dalkavuklar saray beslemesidir. Saraya kabul edilen ve anında değer kazanan her kim ise güce kavuşmanın heyecanı ile değer kazanır. Ve bu kişi beslemedir aslında… Saraydan kovulan soytarı, danışman, uzman adına ne derseniz deyin itibar kaybetmiştir. Çünkü Onun bütün değeri saray sahibinden kaynaklanmaktadır.
İradesini kendine o gücü, yetkiyi veren kişi sorgusuz sualsiz teslim eden kişiye besleme denir. Beslemeler düşünmez, düşünse de ifade edemez değerlendirmez, özeleştiri yapmaz, yapamaz. Sadece boyun eğer. En önemli görevi her koşulda efendisi adına tetikçilik yapmaktır..
Soytarı/dalkavuk sürekli korku ve tedirginlik içinde yaşadığından dolayı her şeyini efendisine teslim eder. Beslemelerin hak, hukuk, eşitlik, insanlık değerleri ile hiç ilgilenmezler. En korktukları şey elde etikleri yetki ve çıkarlarının elinden çıkmasıdır. Bu yüzden beslemelerin ahlakı, dini ve onurları yoktur. Sadece çıkarı vardır. Onlar hiçbir değere temelli bir bağlılık göstermezler. Efendilerinin inanç, siyasal, ekonomik, kültürel değerleri değiştikçe onların da değişir.
Beslemelerin efendileri ne istiyorsa o doğrudur. Beslemelerin yaşam ilkesi “namuslu insanlarla çalışmayacaksın ki köşeyi çabuk dönesin.”
Beslemelerin ilkesi yoktur. Her ilkeyi çıkarı için kullanır; değerlerini harcar ve anında değiştirir, anında herkese ihanet eder. Onun bağlı olduğu tek şey kendi çıkarı ve hazzıdır. Bir çok maskesi vardır, bir çok yüzü..
Kapitalist tüketim toplumunda beslemelerin yönü ve şekli de değişime uğramaya başlamıştır. Artık sadece saray içinde yaşaması gerekmiyor. Bakıyorsunuz gazeteci, danışman, siyasetçi, sporcu, sanatçı, bürokrat, hukukçu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu yeni tip beslemeler içinde en değerlileri basında söz sahibi yapılanlardır. Çünkü istenilen yalanları, nifakları topluma kabul ettirilmesi vardır. Diğer beslemeler bunların adeta alt çalışanı gibidir.
Bu beslemeler yoluyla oluşturulan çıkar örgütü devletin bütün gücünü arkasına alarak adeta bir korku dünyası yaratırlar. Beslemelerin, siz soytarı/dalkavuk olarak anlayın, dünyayı algılama biçimleri iktidar elde etmek ve elde tutmak için hiçbir ilkeye bağlı olmamayı öngörmektedir.. Bukalemun gibi her ortama ve değere anında uyum sağlarlar.
Rahmetli Çetin Altan’ın sürekli yazdığı bir tespiti vardı: “Mesleksiz ve niteliksiz insanların tutarlı değerleri yoktur” İşte bu tespit soytarı/dalkavukların davranış biçimlerinin temelini oluşturuyor.
Muhsin YAZICI – 28.09.2025 / Beylikdüzü
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder