Pazar fıkraları: 28
Sarhoş adam ve fare
Adam bir meyhanenin barında içerken barın üzerindeki bir fare adamla birlikte içmeye başlamış. Sonunda adam da fare de sarhoş olmuşlar.
Bardan çıkmışlar ve sokakta nara atmaya başlamışlar. Civardaki evlerden birinin penceresi açılmış, bir adam camdan sarkmış ve
-“Nara atmayı kesin, gelirsem gebertirim” diye bağırmış.
Bizim sarhoş da adama,
-“Gel aşağıya” diye bağırınca, fare boş durur mu? O da adama bağırarak
-“Kedini de getir aşağıya” diye eklemiş…
Siz muayene için nereye gelmiştiniz?
Şişman bir adam, çok şöhretli bir doktorun muayenesine gidiyor, konu zayıflamak istemesi. Doktor, bir hafta kullanmak üzere, isimsiz bir hap veriyor kendisine.
İlk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya görmeye başlıyor adam. Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onla, bir bunla sabah uyandığında, kan ter içinde
Her gece ayni şey, bir haftanın sonunda bütün fazla kilolar adilmiş durumda. Günler sonra yolda şişman bir arkadaşına rastlıyor ve nasıl kilo verdiği soruluyor.
Durumunu anlatıyor, o arkadaş da doğru doktorun balistiği hastaneye gidiyor ve doktor ona da ayni tedaviyi uyguluyor.
İlk gece, adam rüyasında bir sarayda! Ama etrafında cariyeler yerine onlarca iri yâri zenci… Tutarlarsa adamı fena yapacaklar.
Bizim şişman önde, onlarca iri yarı zenci peşinde…. Başlıyorlar sarayın içinde koşuşturmaya…
Üçüncü gün sonunda adam zayıflıyor ama dayanamıyor ve telefon ediyor doktora.
-“Ya Doktor bey, Neden arkadaşımla benim rüyalarım farklı?
“O cariyelerle işi bitirirken, ben neden ırzıma geçecek zencilerden kaçıp duruyorum.”
Doktor biraz düşündükten sonra sorar:
-‘Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?”
Çöz salak…
Kadın, akşam dolaşırken, birden korkunç bir seks yapma isteği gelir kendisine. Etrafta kimse yok, çıldıracak. Bir kilise görür ve içeri dalar. Kilisede kimse yok ama nöbetçi papazı görür.
Papaz:
-“Kızım gecenin bu vakti ne istiyorsun?”
-“Seni istiyorum seniiiiii. Al beni al..!”
-“Kızım neler saçmalıyorsun burası kilise!”
-“Umurumda değil, benimle seviş. Hemen şimdi. Senin olucam senin..!”
-“Kızım saçmalama ben bir papazım! Yapamam!”
Kız soyunur ve yere uzanır. Muhteşem güzeldir de. Kendini okşamaya başlar. Bizim papaz terlemeye başlar. Ne yapacağını bilemez halde, çarmıhtaki İsa’ya döner.
-“Yüce İsa ne yapmam lazım? Bana söyle ne olur.”
İsa seslenir:
-“Çöz beni salak… Çöz beni..!
Yalancı yarışı
Padişahın biri,
-“Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim”, demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
-“Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”
-“Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, Arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!”
-“Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!”
-“Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!
-“Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!”
-“Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.”
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
-“Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!”
Rüya tabiri
Adamın biri bir gün rüya görmüş ve gördüğü rüyayı bir rüya tabircisine gidip sormaya karar vermiş.
Tabirciye gitmiş ve anlatmaya başlamış:
-“Ya ben bir rüya gördüm ama o kadar kötü ki sorma gitsin. Önce bir ağaç gördüm ağaç mı desem, söğüt mü desem, çınar mı desem… Bir yeşillik gördüm yeşillik mi desem, çayır mı desem , çimen mi desem… Sonra bir su gördüm nehir mi desem, çay mı desem, dere mi desem…
Adamın her şeyi üç kez söylemesine sinir olan tabirci ona dönüp sinirle;
-“Anladığım kadarıyla Allah senin belanı verecek ama bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem bilemedim…”
Adama göre adam…
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
-“Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca,
İncili Çavuş:
-“Osmanlılar, adama göre adam gönderirler. Beni de bu yüzden gönderdiler.”.
O lastik…
Bir gün İzmir’de vatandaş belediye otobüsüne biner. Boş yer buldu ve oturur. Sonraki durakta da eli bastonlu yaşlı bir amca biner. Gıcıklığına adama yer vermez.
Adam o gencin oturduğu koltuğun yanına gelir ve yer vermesini bekler. Fakat genç yerini vermez. Neyse adamcağıza da yazık, bastonu otobüs hareket ettikçe bir o tarafa bir bu tarafa kayıyor.
Genç dayanamaz ve yaşlı amcaya:
-“Amca bastonun ucuna lastik takarsan kaymaz”, der.
Adam şöyle baktı, sonra;
-“O lastiği zamanında baban taksaydı şimdi sen olmazdın, ben de orada oturuyor olurdum” deyince bütün otobüs kopar.
O genç gün bu gündür belediye otobüsüne binmez.
Yangın ve kaynana…
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.
İlk önce oğlunu yangının ortasından çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini.
Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden üç kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komsularından biri sormuş:
-“Niçin yanan eve girip çıkıyorsun. Dışarı hiç bir şey getirmiyorsun? diye.
-“Kayınvalidem içeride! Dışarı çıkmaya çalışıyor. Arada bir girip, geri götürüyorum…!
Üç damat ve kayınvalde…
Üç damat ve bunların ortak bir kayınvalidesi varmış. Bir gün bunların hepsi tatile denize gitmişler.
Kayınvalide,
-“Bakalım damatlarım beni ne kadar seviyor” diye uzun uzun düşünmüş.
Denizin kenarına gelmiş, bakmış damatları kumsalda güneşleniyor, kaynana suyun içine balina gibi atlayıp başlamış boğulma taklidi yapmaya,
-“İmdaaaat! Beni kurtar büyük damadım, boğuluyorum ne olur kurtar beni” demiş.
Büyük damatta koşarak denize girip kaynanasını hemen kurtarmış. Ertesi sabah büyük damadın kapısında bir Ford Focus üzerinde de bir not
-“Sevgili damadım hayatımı kurtardığın için teşekkürler, kayınvaliden”.
Tabi bunu duyan diğer damatlar harekete geçmiş. Sonraki gün ortanca damadı ise denemiş aynı şekilde oda hayatını kurtarmış onunda kapısında bir Toyota Corolla Safrane ve üzerinde bir not:
-“Sevgili damadım hayatımı kurtardığın için teşekkürler, kayınvaliden”.
Sıra küçük damadı denemeye gelmiş. Ertesi gün yine denize girmiş.
-“Damadım boğuluyorum ne olur kurtar beni” demiş.
Küçük damat,
“Hadi kaynana boğulursan boğul” demiş.
Kadında oracıkta boğulup ölmüş. Ertesi gün küçük damadın kapısının önünde bir Ferrari üzerinde de bir not,
-“Sevgili damadım sen de benim hayatımı kurtardın, kayınpederin.”
Cenaze namazı
Temel’in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş.
Soranlara:
-“Pen cenaze namazı kılmasını pilmeyrum”, diyormuş.
Bir zaman sonra kayınvalidesi ölmüş.
Namazda Temel’i en ön sırada görenler:
-“Hani sen çenaze namazi pilmezdun?”
-“Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu.”
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder