Musa Eroğlu – Arif Sağ Dostluğu
Arif’le bizim dostluğumuz Ankara Radyosu yıllarına, 60’ların sonuna dayanır. Ama asıl kırılma noktası 1983’teki ‘Muhabbet’ projesidir.
Arif bir gün yanıma geldi,
-“Musa, bağlamanın onurunu kurtarmamız lazım” dedi. O zamanlar piyasa başka yerlere evirilmişti. Yavuz Top ve Muhlis Akarsu’yu da yanımıza aldık.
Stüdyoya girdiğimizde aramızda müthiş bir hiyerarşi ve aynı zamanda büyük bir özgürlük vardı. Arif, işin teorik ve teknik kısmında tam bir otoriteydi. Biz notalara dökmezdik, o an ne hissediyorsak onu çalardık. Ben bir tavır koyardım, Arif onu alır başka bir boyuta taşırdı.
Bir gün stüdyodayız, bir uzun hava çalınacak. Arif döndü bana,
-“Yörük, şu senin o meşhur tezeneni bir vur bakalım, biz de peşinden gelelim” dedi.
Ben çalmaya başladım, o öyle bir eşlik etti ki, bir an durdum.
-“Hocam, sen bu parmaklarla bu sazı ağlatıyorsun, biz ne yapıyoruz?’
Güldü,
-“Sen toprağın sesisin Musa, ben o toprağı işlemeye çalışıyorum” dedi.
Biz onunla sahneye çıktığımızda birbirimizin gözünün içine bakmazdık, birbirimizin sazını dinlerdik. Arif’in bir huyu vardı; sahnede bazen öyle bir geçiş yapardı ki ‘hadi bunu yakala’ der gibi bakardı. O rekabet bizi büyüttü. Muhabbet serisi bittiğinde bile biz Arif’le hiç kopmadık. O benim için sadece bir meslektaş değil, bağlamanın bu topraklardaki yaşayan aklıdır. Bizim aramızda kırgınlık olmazdı, sadece ‘daha iyi nasıl çalarız’ın kavgası olurdu.
-“Arif Sağ bağlamanın profesörüdür, bir dehadır. Ben ise bu işin işçisiyim, Yörük tarafıyım. O, bir notayı gördüğünde hemen çözer; ben ise o noktaya gelmek için günlerce çalışırım.”
Yazı: Musa Eroğlu’nun çeşitli röportajlarında ve program anlatımlarında Arif Sağ ile olan anılarına dair ifadelerinden derlenmiştir.
Fotoğraf: Arif Sağ ve Musa Eroğlu 80’li yıllarda asker olan Ahmet Çalık’ın ziyaretinde.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder