Adana’daki O ‘Yılan Kale’nin Şahmeran’la Olan Gizemli Bağı
Adana’daki o kaleye neden ‘Yılan Kale’ dendiğini biliyor musunuz? Cevap, yılanların ölümsüz kraliçesi Şahmeran’ın ihanet, bilgelik ve fedakarlıkla dolu, göz yaşartan efsanesinde saklı.

Adana-Ceyhan otoyolunda ilerlerken, ovada aniden tek başına yükselen bu kara şimşek anıtını görmemek imkansızdır. Heybetiyle bakanı anında etkisi altına alan bu yapının adı, en az kendi kadar gizemli: Yılankale.
Peki neden “Yılan Kale”? Tarihçiler, isminin kalenin üzerine kurulduğu sarp kayalığın yılan gibi kıvrımlı yapısından geldiğini söyler. Ancak halkın hafızasında ve gönlünde yaşayan, kaleye asıl ruhunu veren hikaye bambaşkadır. O hikaye, bizi yılanların ölümsüz kraliçesine, yani efsanevi Şahmeran’a götürür.

Efsane Başlıyor: Yılanların Kraliçesi’nin Yuvası
Anadolu mitolojisinin en dokunaklı efsanelerinden birine göre, bu kale ve çevresi, bir zamanlar altı yılan üstü ise güzeller güzeli bir kadın olan, tüm yılanların bilge ve şifacı kraliçesi Şahmeran’ın hüküm sürdüğü topraklardı.

Efsaneye göre, Camsab adında fakir bir genç, tesadüfen girdiği bir mağarada Şahmeran’ın yeraltındaki muhteşem bahçesine ulaşır. Şahmeran, Camsab’a zarar vermez, onu misafir eder ve ona tıbbın, şifalı otların tüm sırlarını öğretir. Yıllar süren bu misafirlik, zamanla bir sevgi bağına dönüşür. Ancak Camsab, yeryüzündeki ailesini özlemektedir.
Bir Yemin, Bir İhanet ve Gözyaşartan Bir Fedakarlık
Şahmeran, yerini kimseye söylemeyeceğine dair yemin ettirerek Camsab’ın gitmesine izin verir. Ancak bir gün ülkenin padişahı ölümcül bir hastalığa yakalanır. Padişahın kötü niyetli veziri, tek çarenin “Şahmeran’ı bulup etini yemek” olduğunu söyler.

Vezir, Şahmeran’ı gören birini bulmak için herkesi hamama sokar ve Camsab’ın sırtındaki pulları görerek onu ele geçirir. İşkenceye dayanamayan Camsab, yeminini bozar ve Şahmeran’ın yerini söyler. Yakalanan Şahmeran, son anında Camsab’a fısıldar: “Kuyruğumun suyunu vezire içir, o ölecek. Gövdemin suyunu padişaha içir, o iyileşecek. Kafamın suyunu ise sen iç, tüm bilgeliğim sana geçecek.” Ve öyle de olur…
Peki Gerçek Tarih Ne Diyor? Haçlıların Gözetleme Kulesi
Efsanenin büyüsünden sıyrılıp tarihin sayfalarına baktığımızda ise farklı bir gerçekle karşılaşırız. Arkeologlar ve sanat tarihçilerine göre, Yılankale aslında 12. yüzyılda, bu stratejik ovayı ve tarihi İpek Yolu güzergahını kontrol etmek amacıyla Kilikya Ermeni Krallığı tarafından inşa edilmiş bir Haçlı kalesidir.

Kalenin stratejik konumu, hem Ceyhan Nehri yatağını hem de Halep’e giden ana kervan yolunu gözetlemesine olanak tanıyordu. Yani efsanelerin ardında, bölgenin ne kadar önemli bir geçiş noktası olduğuna dair somut bir askeri ve ticari gerçek yatmaktadır.
Efsaneyle Gerçeğin Buluştuğu O Gizemli Tepe
Bugün Yılankale’nin taşları, hem Haçlı şövalyelerinin ayak izlerini hem de yılanların kraliçesi Şahmeran’ın gözyaşartan efsanesini saklar. Belki de bu kaleye ismini veren şey, kıvrımlı duvarları değil, taşlarına sinmiş olan bu ölümsüz ve acı dolu hikayedir.

Yolunuz bir gün Adana’dan geçerse, ovanın ortasında yükselen bu kara şimşeğe selam vermeyi unutmayın. Kim bilir, belki de taşların arasından size fısıldayan, bilge kraliçe Şahmeran’ın sesidir.
KAYNAK: www.kulturportali.gov.tr/turkiye/adana
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder