Cumhuriyetimizin ilanının 102 yılı kutlu olsun
Gerçek bir cumhuriyet, monarşik, oligarşik, totaliter, saltanat, halifelik ya da bunlara benzer yönetim biçimleriyle hiçbir şekil ve anlamda ortaklık kabul etmez. Demokratik yapı ve demokrattık toplum esastır.

Gerçek bir cumhuriyet yönetiminde tebaa, yani kul yoktur, anayasal haklara sahip yurttaş vardır.
Kaynağını dinden alan ve ulusu reddeden kurallarla düzenlenmiş ümmet toplum yapısından milli bağlarla ulus toplum yapısına geçmek esastır.
Devlet ve toplum yapısı ve hizmetlerini, hiçbir şekil ve koşulda değişmesi mümkün olmayan dogmalarla değil, akıl, mantık, bilimsel veriler yaşamdan alınan somut gerçekleri düzenlemek esastır.
Toplumu hep ileriye, çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak esastır.
Açık rejim açık fikirli toplum yaratmak esastır.
Ekonomide, bütün halkın yaşam düzeyini yükseltilmesi esastır.
Yalnız yurtta değil, bütün dünyada barış istemek esastır.
Toplumda din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmadan, eşit davranış ve anlayış içinde, çağdaş birey, çağdaş aile ve sağlam ve sağlıklı, haklarına sahip çıkan, ulusal ve kültürel kimliğine sahip çıkan bir toplum yaratılması esastır.
Gerçek bir cumhuriyet, bilimsel temellere oturtulmuş çağdaş bir eğitim sistemine bağlıdır. Böyle bir eğitim sistemi yoksa, o toplum gerçek bir cumhuriyet yönetiminden kesinlikle söz edilemez.
Gerçek bir cumhuriyet sadece siyasal değil, aynı zamanda sosyal kültürel ve ekonomik bağımsızlık esastır.
Gerçek bir cumhuriyet, dogmatik olmayan, insan aklının ürünü olan çağdaş hukuk düzeninin uygulanması ile mümkündür.
Gerçek bir cumhuriyet, devlet ve toplum yapısının laik sistem üzerine oturtulmasıyla mümkündür.
Gerçek bir cumhuriyet, çok sesli demokrasi çatısıyla örtülmelidir.
Bütün bu özellikleri taşısa bile, sözü edilen cumhuriyet titizlikle ve sürekli olarak korunmadığı taktirde fazla bir değer taşımaz.
Mustafa Kemal Atatürk yaşamı boyunca böyle bir cumhuriyet yönetimini kurmayı düşünmüş, mücadelesini vermiş ve kurmuştur.
Bugün yıpratılmaya çalışılan, değersizleştirme için ellerinden gelen tüm karşı çabalara rağmen tüm yurttaşlar sahibi olduğu devletin ve cumhuriyet yönetim biçiminin yaşaması, üzerinde yaşadığı toprakların yurt olarak sahibi olması ve mensubu olduğu ulusun onuru, şerefi ve gönenci için şimdi bizlere düşen en önemli görev, Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyetin tam bağımsızlığını içeride ve dışarıya karşı korumak ve kollamaktır.
Bugün bayram…
Türkiye’yi hiçbir güç bir daha asla monarşiye, halifeliğe, şeriata ve tek kişi dönemine geri götüremeyecektir.
Ulusumuz Cumhuriyeti gözü gibi korumaktadır.
“Millî egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun… Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş kurumlar her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” diyor Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk…
Halkımız bugünlerde “milli egemenlik” ilkesine dünden daha fazla sahip çıkmaktadır.
Bizler de milli egemenlik konusunda ne dediysen aynen arkasındayız, bağlıyız.
Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın demokrasi..!
Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk’e emeği geçen herkese sonsuz saygılarımla..!
Muhsin YAZICI 29.10.2025 – Beylikdüzü
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder