Okumuştan korkanların diktatörlüğü…
1,5 milyar Müslüman, 15 diktatör, 15 milyon saraylı, gerisi köle…
İslam ülkeleri cehalet ve savaş içinde. Petrol servetiyle altın tuvaletlere boşalanların ülkelerinde bile yoksulluk hat safhada. O dev gökdelenler sıfır sosyal güvence ve üç kuruş maaşla çalışan Hintli, Filipinli işçiler tarafından yapılıyor.
Dünyanın dörtte biri Müslüman ve bunca nüfusun evrensel sanata, bilime, kültüre, edebiyata neredeyse hiç katkısı yok.
Neden? Soru açık ve net… Yanıtı meçhule açılan kapı… Onlar gavur… Onlar dinsiz,,, Onlar cehennemlik…
Peygamberin sağlığında bile savaşsız bir yıl geçmemiş. Dört halifeninin dördü de bıçaklanarak, boğularak öldürülmüş.
Son yüzyılda onlarca kitle katliamı, soykırım, toplu tecavüz, sivil katliamı ve binlerce aydın cinayeti işlendi.
Suudi Arabistan, Afganistan, Yemen, İran, Sudan, Libya, Pakistan, Bangaldeş gibi ülkelerde başörtüsü özgürlüğü yok gibi. Yani takmak mecburi, çıkartmak yasak.
Bunca cinayet, bunca insan sömürüsü ve bunca kadın esareti konusunda eylem yapan, sokaklara çıkan Müslüman örgüt neredeyse yok. Çıkanlarda ya içeri atılıyor. Yine ses çıkarılıyorsa öldürülüyorlar.
Ama oruç tutmayanı, içki içeni ötekileştiren, döven, hatta öldüren “duyarlı” Müslümanlar her yerde. Kendilerini yeryüzündeki Allah’ın temsilcisi gibi görüyorlar.
Erkek ve kız milyonlarca çocuk Müslüman din merkezlerinde sistemli tecavüze uğruyor, şeffaflık yok, denetim yok, çocuk psikolojisi diye bir kavram yok. Yani kadın hakları gibi çocuk hakları da yok…
Bunun demir yumrukla yasaklandığı Türkiye dışında neredeyse tüm İslam ülkelerinde evlenme yaşı oldukça düşük. Oldukça küçük bir kız çocuğu (aslında bebek) altmış yaşında bir adamın karısı olabiliyor. Çocuk regl oluncaya kadar vajinal cinsel birleşme usulen tasvip edilmiyor ama kimsenin kutsal hareme girip denetim yapması da mümkün değil. Son yıllara Türkiye’de de çocuk evliliğini savunan pedofili tipler türedi…

1,5 milyar Müslümanın içerisinde okuma yazma bilmeyen nüfus azımsanmayacak düzeyde. Türkiye’de Diyanet İşleri’nin itirafıyla Kuran’ı anlayarak okuyan nüfus %1’in altında. Okumak yok, yazmak yok. Biri “Din elden gidiyor” diye bağırınca koro halinde lince katılmak evelallah…
İsmailağa Cemaati’nin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yaptığı konuşmada “Kızlar katiyen ortaokul, lise üniversiteye gitmez. Bunun fetvası yoktur. Siz melek gibi kızlarınızı çocuklarınızı nasıl o gibi yerlere teslim edersiniz? Kızlarımızın tek gideceği yer kız medreseleri vardır. Oraya gidecekler. Hiç erkekle işleri yoktur.” Diyebilecek kadar insanlık dışı bir tavır alabiliyor. Ve bu zatı devletin üst kademeleri adeta kutsuyorlar.
Dünya fosil enerji rezervlerinin büyük bölümü Müslüman ülkelerde ama bu kaynakların esas sahibi Amerikan ve İngiliz petrol şirketleri. Irak’ta herkes birbirini keserken petrol bölgelerinde mantar tabancası patlamıyor. Çok kaliteli Libya petrollerine Muammer Kaddafi’yi linç ettirerek el koydular.
Akıllı, kültürlü ve iyi bir Müslüman, tüm Müslümanların eğitimli, özgür, çağdaş bireyler olmasını ister. Ama gel gör ki, İslam ülkelerinde sanat ve estetik kültürün gelişmesine asla izin vermezler. Farklı düşünen ve inananlar ya öldürüldü ya da sürüldü. Örneğin; Hallac-ı Mansur 922’de Bağdat’ta idam edildi. Sühreverdi/Filozof 1191’de Selahaddin Eyyubi’nin oğlu tarafından idam edildi. İbn Rüşd 1198’de sürgün edildi. İbn Mukaffa 756 Abbasiler işkence ederek öldürdüler. Nesimi 1417’de Halep te derisi yüzülerek öldürüldü. Fazıl Hüseyin Sağdi / Şair 17. yy İran’da idam edildi. Molla Lütfi 1495 zındıklıkla suçlanarak İstanbul’da idam edildi. İsmail Maşuki 1539 yılında sapkınlıkla suçlanarak İstanbul’da idam edildi. Seyyid Şuca 16. yy’da Anadolu’da idam edildi. Abdulkerim Soroush /Sanatçı-bilim insanı idam edildi. Farag Foda 1992 Laiklik görüşü nedeniyle radikal İslamcılar tarafından öldürüldü. Huda Hafez 20 yy’da Suudi Arabistan’da radikal İslamcılar tarafından öldürüldü. Ahmad Kasvari 1946 yılında İran’da bıçaklanarak öldürüldü. Meena Keshwar Kamal / Feminist şair 1987 yılında Pakistan’da öldürüldü. Turan Dursun, eski bir müftü, inanç eleştirileri getirince 4 Eylül 1990 yılında evinin önünde öldürüldü. Laiklik görüşleri yüzünden Bahriye Üçok 1990’da, Muammer Aksoy 1990’da, Asım Bezirci, 2 Temmuz 1993’de Sıvas’ta yakılarak, Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te evinin önünde öldürüldüler…
Verdiğimiz bu örnekler çok bilinen bazı örnekler. Günümüz İslam coğrafyası hala bilim ve sanatçılara şaşı gözle bakıyorlar.
Eski Mısır devlet başkanı Enver Sedat’ı suikast sonucunda öldüren adama hakim sorar:
-“Neden öldürdün?”
Katil:
-“Çünkü laikti”
Hakim:
-“Laik ne demek?”
Katil:
-“Bilmiyorum!!”
….. ….. …….
Hakim, yazar Faraç Foda’yı öldüren üç teröriste sorar:
-“Neden Faraç Foda’ya suikast düzenleyip öldürdünüz?”
Suçlular:
-“Çünkü kafir”
Hakim:
-“Onun kafir olduğunu nereden anladınız?”
Suçlular:
-“Onun kitabından”
Hakim:
-“Hangi kitabından anladınız onun kafir olduğunu?”
Suçlular:
-“Biz okuma yazma bilmiyoruz”
Her kötülüğün başı her dönemde cehalet olmuştur! Ama cahile cahil olduğunu anlatmak mümkün değildir. Onlar proglanmış robot gibidirler.
Akıllı insanlar İslamiyet’in kurtuluşunun bilgide, eğitimde ve çağa ayak uyduran bir özgürlük ve eşitlik anlayışında olduğunu bilir. Bilir de, bildiğini özgürce ifade edemezler. Köşe başlarını tutan “bir hırka bir lokma” edebiyatı içinde lüks içinde yaşarlar. Bu ne hal diyenleri de kafirlikle suçlamadan geri kalmazlar. Hatta “gösterişten tasarruf olmaz” diye seçmenlerini de uyuturlar.
Ama maalesef bu ülkede ”okumuştan korkarım, bizim güvendiğimiz seçmen kitlemiz okumamış kesimdir” diyen siyasilerimiz ve Nuh tufanında Hz. Nuh’un kendisinden 400 km. uzakta olan oğlunu cep telefonuyla arayarak gemiye çağırdığına inanan, oğlunun da özel uçağıyla gemiye yetiştiğini iddia eden ve bunu da tv. ekranlarında milyonlara inanarak anlatan profesörlerimiz de var.
Müslümanlığın şu anki halinden nemalanan diktatör, kral vb sünepeler ise cahil kalabalıktan güç alıp, Amerika, İngiltere, İsrail bekçiliği yaparlar. Bu ABD, AB, Rusya, tüm emperyalist güçlerin işine gelir. Nasıl olsa ipler ellerinde ve nasıl olsa cahil yoksul kitleleri birbirine düşürmek çok kolay. Daha dün gibi Kafir ESAD’ı İslamiyet adına yıkan/yıktırılan Ahmed Eş Şara İsrail’in ve ABD’nin bir numaralı adamı çıkmadı mı?
O halde şimdi düşünün bakalım:
-“Hayatta en hakiki mürşit bilimdir” diyen Atatürk mü daha Müslüman;
Yoksa Şıhla, şeyhle, sansarla, ufacık bebeleri yürüyen ölülere çevirmek isteyen lağım fareleri mi?
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder