Günün lak lakı: Yargıç sanık diyalogları
Hırsızlıktan sanık:
-“Bilezikleri çaldığıma çok pişmanım hâkim bey.”
Yargıç:
-“Neden?”
-“Bilezikler altın değil sahteymiş.”
Müessir fiilden sanık:
-“Adama yumruk attığıma çok pişmanım sayın yargıç bey.”
Yargıç:
-“Neden?”
-“Adam sarhoşmuş zaten, bıraksam kendisi yıkılacakmış.”
Duruşmada sanık:
-“Önceki ifadelerimde yalan söylediğime çok pişmanım yargıç bey.”
-“Neden?”
-“Avukatım ‘doğruyu söylesen daha az ceza alırdın” dedi.
Adam öldürmekten sanık:
-“Adamı boğarak öldürdüğüme pişmanım.”
Yargıç:
-“Neden?”
-“Meğer adam akciğer kanseriymiş nefes alsa da ölecekmiş.”
Üfürükçülükten sanık:
-“Üfürükçülük yaptığıma çok pişmanım yargıç bey..”
-“Neden?”
-Siyasetçi olsaydım üfürdüğümden daha çok işe yarardı, üstelik mahkûm değil muteber olurdum.”
Rüşvet almaktan sanık:
-“Rüşvet aldığıma pişmanım yargıç bey.”
-“Neden?”
-“Pişman olunca cezada indirim sebebi olduğu duydum da.”
Dava: Tarihi Eser Kaçakçılığı
Yer: Ağır Ceza Mahkemesi
Olay: Arabanın bagajında Roma dönemi büstler ele geçirilmiştir.
Yargıç:
-“Anlat bakalım Osman.”
Sanık:
-“Tarlamı sürerken bu kafaları buldum yargıç bey, tam müzeye teslim etmek üzere yola çıkmıştım ki tutuklandım. Masumum yargıç bey, tahliyemi isterim.”
Yargıç:
-“Osmannnn. Osmannnnnnn. Hatay’da bulduğun kafaları neden İstanbul’daki müzeye teslim etmeye çalışıyorsun.”
Dava: Boşanma davası.
Tarafların avukatı yok. Birkaç duruşma geçip de sonuç alamayınca anlaşmaya karar vermişler. Hakim son beyanlarını alıyor:
Yargıç:
-“Anlaştınız ve boşanmak istiyorsunuz, doğru mu?”
Taraflar:
-“Evet anlaştık biz.”
Yargıç: (Kadına döner)
-“Var mı maddi talebin?”
Kadın:
-“Nasıl yani?”
Yargıç:
-“Maddi olarak istediğin bir şey var mı?”
Kadın: (yüzünde bir kurnazlık belirir)
-“Neleriniz var?”
Yargıç: (Köpürür)
-“Ne demek neleriniz var, hediye mi dağıtıyoruz biz burada! Çıkın dışarı, boşamıyorum sizi.”
Kadın:
-“Tamam tamam yargıç bey, hiçbir talebim yok, ne olur boşayın bizi.”
Yargıç:
-“10 dakika sonra tekrar alacam sizi duruşmaya, adam gibi anlaşıyorsanız anlaşın.”
Taraflar dışarı çıkarken yargıç kendi kendine söylenir:
-“Yargılama mı yapıyoruz, hediye mi dağıtıyoruz belli değil. Utanmasalar kutumuzu aç diyecekler..”
Yargıç:
-“Söyle..”
Sanık:
-“Ne söyleyeyim Yargıç bey?”
Yargıç:
-“Şeker söyle, bal söyle, türkü söyle!”
Sanık:
-“Looooo….
Yargıç:
-“Oğlum, iddialar konusunda bir savunma yapacaksan yap hadi. Seni mi bekleyeceğiz…”
Duruşma sonunda yargıç kararını açıklıyor..
-“Para cezanı erteledik” diyor..
Anlamayınca mübaşir arkadaş kulağına iyice bir seslenip anlatıyor,,,
Bir müddet sonra karşı tarafın avukatı duruşmada diyor ki,
-“Hakim bey avukat ücretini almak için sanıkla irtibata geçtiğimizde, yaaa yaa bize duruşmadaki çocuk borcun morcun yok para ödemeyeceksin dedi” diyor.
Yargıç sorar:
-“Uyuşturuyu sen mi satıyorsun?”
Sanık:
-“Tövbe hakim beyim bizim işimiz olmaz uyuşturucuyla biz sadece çalarız, ırsızız biz..”
Dava: Uyuşturucu kaçakçılığı
Sanık: Takriben 65 yaşında bir amca.
Yer: Ağır ceza mahkemesi
Olay: Amcanın ahırı ağzına kadar marihuana (kenevirin çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen uyuşturucu madde) dolu olarak bulunmuştur.
Yargıç:
-“Amca anlat bakalım ne oldu?”
Sanık:
-“İçiciyim ben reisim.”
Yargıç:
-“Nasıl yani? Bir ahır dolusu esrarı mı içecektin?”
Sanık:
-“Yazları yetiştirir ve biriktiririm. Kışları da içerim yargıç bey.”
Yargıç: (Kahkahalar eşliğinde)
-“Kapatırım seni ahıra, kapına da iki jandarma koyarım, yaza kadar o otu bitiremezsen sonra görüşürüz.”
Savcı:
-“Neden çaldın arabayı?”
Sanık:
-“Çalmadım efendim. yanlış park etmişti, düzeltmek için bindik arkadaşlarla. (Arabanın kapısı bir şekilde açılmış ve araba düz kontak yaptırılmıştır)
Savcı:
-“Sana mı düştü düzeltmek? Sonra?”
Sanık:
-“Sonra da binmişken gezdik.”
Yaşlıca bir kadıncağız sanık kısmında durmaktadır. Duruşma uzadıkça uzar. Kadıncağız şişmanlığın ve yaşı nedeniyle, tanık kürsüsüne yaslanıp belini bırakarak ağırlığını bir tarafa vererek durur.
Yargıç:
-“Hanım düzgün dur!”
Sertliğiyle bilinen bir hakimdir. Beş dakika sonra kadıncağız dikilmekten yine yorulur, bu sefer ağırlığı öbür tarafa vererek bükük durur.
Yargıç:
-“Hanım düzgün dur!”
Kadıncağız tekrar toparlanır. Bu olay birkaç kere tekrarlar.
En sonunda hakim yine,
-“Hanım düzgün dur!” dediğinde kadıncağız lafı patlatır:
-“Aaaa yeter bea! Mahkeme mi yapıyoruz, fotoğraf mı çektiriyoruz?”
Bir avukat Amerikan filmlerine özendiği için midir, öz Türkçeci olduğu için midir bilinmez, bir duruşma boyunca hakime “yargıcım” deyip durur.
Hani,
-“Sayın yargıç” değil de “Yargıcım” diyor ki biraz daha Türk ananelerine uysun, hakim bu hitabeti garipsemesin diye.
Bir, iki, üç, beş derken hakim en sonunda:
-“Ayıp oluyor ama avukat bey!” der.
Avukat şaşırmıştır.
“Ne oldu ki?” diye sorar.
Hakim:
-“Yaşça büyük olabilirsiniz ama biz de hakimiz bir yerde! Deminden beri yavrucum deyip duruyorsunuz. Yeter ama!”
Yer: Sulh hukuk mahkemesi
Her halinden ilk 5 duruşma tecrübesinden birini yaşadığı belli bir stajyer avukat, davalı vekili olarak hazır.
Davacı vekili duruşmaya katılmamış, mazeret de sunmamış.
Hakim zaptı yazdırdıktan sonra davalı vekiline döner:
-“Davayı takip ediyor musunuz avukat bey? (Usul hükümleri uyarınca, davacı duruşmaya mazeretsiz olarak katılmaz, davalı da davayı takip etmeyeceğini bildirir ise dosya işlemden kaldırılır.)
Avukat panik halinde önündeki dosyayı karıştırarak,
-“Tabi, tabi efendim ediyoruz. Üzerimize düşen ara kararları yerine getirmişiz.”
Hakim gözlüklerinin üzerinden avukatı süzer ve gözünü avukattan bir an olsun ayırmadan;
-“Davalı vekilinden soruldu, davacı tarafından takip edilmeyen davayı biz de takip etmiyoruz. Humk 409. maddesi gereğince davanın işlemden kaldırılmasına karar verilsin.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder