Günün öyküsü: Değerlisin…
-“Bizim kültürde çay ikramdır, bu ne biçim yer?”
Bazen şikayet ederdi. Bazen sesini yükseltirdi. Bazen de sadece içinden söylenir, sonra gidip kötü yorum yazardı.
-“Abi, sen neden hep çaya takılıyorsun?”
Baktı bana. Bir an sustu.
-“Takılmak değil de prensip.”
-“Abi, sen çayı ikram olduğu için istemiyorsun.”
Şaşırdı.
-“Ne demek o?”
-“Bak, hesabı ödüyorsun, itiraz etmiyorsun. Hatta çoğu zaman masandakilerin hesabını ödüyorsun. Ama çay gelmeyince ya da ücretli olunca sinirleniyorsun.”
-“Çünkü ikram,” dedi.
Başımı salladım.
-“Yok abi, çünkü sen bütün hayatın boyunca hep bir şeyler vererek var olmuşsun.”
Sustum. Sonra devam ettim.
-“Çalışmışsın. Ödemişsin. Hep fedakârlık yapmışsın. Ama biri sana, hiçbir şey istemeden küçük bir şey vermemiş.”
Adam bardağa baktı.
-“Çay, senin için içecek değil. Çay aslında şu cümle: ‘Değerlisin.’”
-“Çay gelince, biri sana şunu demiş gibi oluyor: ‘Seni sadece paran için değil, insan olduğun için de görüyorum.’”
-“Gelmezse, yine sadece ödeyen adamsın.”
-“Ben bu kadar şey veriyorum, bir çay çok mu?”
Gülümsedim.
-“Değil abi, Çok olan çay değil. Çok olan, kimsenin sana bugüne kadar ‘Olduğun hâlinle değerlisin’ dememiş olması.”
Gözleri doldu. Gizlemeye çalıştı. O gün çayı ben koydum. Kasadan geçirmedim. Bazı restoranlarda, özellikle son dönemde, fiyatlar öyle arttı ki lütfen dengeyi kaybetmeyelim.
İnsanları soğutmayalım, küstürmeyelim. Yemeğin tadı fiyatta değil; insanı nasıl hissettirdiğindedir.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder