Günün öyküsü: Yetmiş dokuz motosikletçiyi koruduğu gece
Eleanor Briggs altmış sekiz yaşındaydı. Hayatının tamamı, Missouri eyaletinin küçük kasabası Hollister’da geçmişti.
Saat tam 16.47’de gökyüzü yeşile döndü. Eleanor bu rengi tanıyordu. İki kez görmüştü.
İlki çocukluğunda, bir kasırganın ailelerine ait ahırı yerle bir ettiği gündü. İkincisi ise yıllar sonra, başka bir kasırganın kocasını ondan kopardığı zamandı.
Bu renk yağmuru değil, felaketi haber verirdi.
Sirenenler dakikalardır kulakları yırtarcasına çığlık atıyordu ki Eleanor uzakta ışıklar gördü.
Araba farları değildi bunlar. Motosikletlerdi. Yol 76 üzerinde, rüzgârla boğuşarak ilerleyen onlarca motosiklet…
Rüzgâr şimdiden toprağı, dalları, çatı parçalarını savuruyor; yol görünmez hâle geliyordu. Motosikletçiler duruyor, kararsızca bakınıyor, sığınılacak bir yer arıyordu. Ama ortada hiçbir şey yoktu.
Eleanor’un çiftliği, tarlaların ortasında yapayalnız duruyordu. Bir motosikletçinin devrildiğini gördü. İki kişinin onu ayağa kaldırmaya çalıştığını…
Gökyüzü daha da karardı. Ve Eleanor çok yalın bir gerçeği fark etti: “Eğer bir yere girmezlerse, bu fırtınadan sağ çıkamayacaklardı.”
Verandadaki demir çanı bütün gücüyle çaldı. Sonra ahırı işaret etti. Tek bir soru bile sorulmadı.
Yetmiş dokuz motosiklet, çiftliğe doğru yöneldi. Eleanor onları ahırın altındaki beton bodruma götürdü. Kasırgaya dayanabilecek tek yer orasıydı. Kapılar kapanır kapanmaz rüzgâr üzerlerinden geçti.
Dakikalar uzadı. Yer sarsıldı. Duvarlar inledi. Zaman, nefes almayı unuttu.
Sessizlik çöktüğünde Eleanor sıcak kahve getirdi, battaniyeler dağıttı.
Adamların biri duvardaki fotoğrafı fark etti. Eski bir motosikletin yanında duran bir tamirci…
-“Bu kim?” diye sordu.
-“Kocam, Yıllar önce öldü.”
Adam atölyenin adını tanıdı. Eleanor’un bilmediği bir hikâye anlattı:
“Onlarca yıl önce kocası, kimsenin yardım etmek istemediği yaralı motosikletçilere kapısını açmıştı. Hatta birinin bacağını kaybetmesini engellemişti.
Fırtına geçti. Ahır hasar gördü. Ev de… Eleanor’un sigortası yoktu.
Beş gün sonra yeniden motor sesleri duyuldu. Ama bu kez yetmiş dokuz değil… Yüzlerceydi.
Üç yüz motosikletçi kamyonlarla geldi. Aletlerle, keresteyle, inşaat malzemeleriyle… Kulüp tarafından toplanmış paralarla.
Çatıyı onardılar. Ahırı yeniden inşa ettiler. Evi boyadılar. Çitleri düzelttiler. Gitmeden önce, vergileri ve sağlık masraflarını karşılaması için gereken parayı bıraktılar.
-“Kocan, kimse yardım etmezken bize yardım etti”, dediler.
-“Sen de bizim hayatımızı kurtardın. Biz sadece bir borcu ödüyoruz.”
O günden sonra Eleanor, o yolda bir daha hiç yalnız kalmadı. Bazen pazar günleri bir motosiklet hâlâ çiftliğin önünde durur.
Bir zorunluluktan değil… Sadece içeri girip bir kahve isteyip istemediğini sormak için.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder