Sokrates, tanıdığı bir gencin hızla koştuğunu görür ve onu durdurur.
-“Nereye koşuyorsun böyle?”
-“Yarışmaya.”
Sokrates genci süzer ve gülümseyerek devam eder:
-“Demek iyi koşuyorsun. Büyük ihtimalle birinci olacaksın. Başına defne dalı konacak, insanlar seni alkışlayacak, övgüler duyacaksın… Fakat merak ettiğim bir şey var: Bütün bunlarla aslında ne kazanmış olacaksın?”
Genç tereddüt etmeden yanıt verir:
-“Şeref kazanacağım.”
Sokrates başını hafifçe eğerek sorar:
-“Öyleyse sen şerefin ne olduğunu biliyorsun. Bana da öğret: Şeref nedir?”
-“Şeref, fazilettir.”
-“Peki fazilet nedir?”
Genç bir an düşünür ve şöyle der:
-“Fazilet, insanın başkaları için ürettiği değer olmalıdır…”
Sokrates’in soruları çoğu zaman insanı böyle bir noktaya getirir: İnsan şöhret, ödül ya da alkış peşinde koşarken bir anda fark eder ki asıl konu kazanmak değildir. Peki nedir mesele? Sokrates’le paralellik gösterelim ve diyelim ki “anlamını bilmekti!”
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder