Güçlü lider istemek kolay, kurtulmak zordur
Kurbağalar Tanrı’ya yalvarmış,
-“Bize bir kral ver” demişler.
Önlerine bir kütük düşmüş. Kütük sessiz, zararsız… Bir süre korkmuşlar, sonra üstüne çıkıp oynamaya başlamışlar.
Yetinmemişler,
-“Bize daha güçlü bir kral lazım Tanrım” diye tekrar yalvarmışlar.
Bu sefer gökten bir leylek gelmiş. Leylek her gün birkaç kurbağayı mideye indirince feryadı basmışlar.
Ama iş işten geçmiş.
Bugün Türkiye’de yaşadıklarımız da bu masaldan farksız.
-“Güçlü bir lider” isteyen halk, sonunda özgürlüğünü, hakkını, ekmeğini birer birer yitiriyor.
O güçlü lider hiç bir emek hareketine izin vermiyor. Kendi köyünün ağacını, suyunu, deresini savunan köylülerin canına okuyor.
Muhalif siyasetçi, gazeteci, sendikacı, genci, yaşlısı kim varsa bertaraf oluyor.
Önce şatafatlı sözlere alkış, sonra ağır ağır gelen pişmanlık… Ama o saatten sonra ne kütüğe dönmek mümkün, ne de leyleğin iştahını kesmek.
Kral istemek kolaydır, kurtulmak zordur. Kurbağaların hikayesi, aslında bizim hikayemizdir.
Ne demişti Ezop?
-“Zayıflar, güçlü kral isterken çoğu kez kendi cellatlarını çağırırlar.”
Kasaba aşık olan koyun durumuna düştün mü artık sonuç bellidir.
Artık sarı öküz verilmiştir. Arkasının kesilmesi zordur.
Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş.
Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış.
Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler.
Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.
Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:
-“Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne
kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç
hep o Sarı Öküz”de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir
sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.”
Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz”ü
vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.
Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk”u istemişler:
-“Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin
Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan
alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz.
Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim.”
Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk”u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun
Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.
Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış,
aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek,
-“Verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamışlar.
Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine,
-“Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük” diye sormuş.
Boz Öküz, Benekli Öküz”ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli:
“Biz, Sarı Öküz”ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı..”
Kemal Kılıçdaroğlu Boz Öküz ve heyeti durumuna düşmüştür. Mühürsüz oylara, milletvekilliği dokunulmazlığına, diplomaya vb. itiraz etmeyerek “Sarı Öküzü” vermiştir.
Başkasına dönüşerek, kendisi olarak kalan ne bir kişi ne de bir kurum ne de bir ulus varlığını sürdürebilmiştir.
15.09.2025 – Muhsin YAZICI
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder