Cahilliğe karşı mücadele zordur / Muhsin YAZICI
-“Zulmeden bir dindardan daha kötüsü, ‘zalim bizden’ diye susan dindardır.” Demiş Ali Şeriati…
Günümüzde bırakın zulme susmayı zulmü bilerek kendileri yapıyor ya da yaptırıyorlar. Sadece çıkarları, iktidarları zarar görmesin. Başka kim zarar görürse görsün umurlarında değil…
Ama İslam dünyasında değişen ne var?
Soru, ne vardan çok ne yok sorulmalıydı..
Bilim yok, teknoloji yok, buluş yok, kadın hakları yok, çocuk hakları yok, insan hakları yok, doğaya saygı yok, sanat yok, demokrasi yok, laiklik yok, özgür düşünce yok…
Geriye ne kaldı?
Yalnızca şekilcilik… Yani Muaviye’nin getirdiği ritüel din anlayışı…
Felsefeden koparılmış, bilime sırt çevirmiş, yalnızca ritüellerle ayakta kalmaya çalışan bir din…
Doğudan Moğolları, Batıdan Haçlıların sıkıştırması ile İslam içine kapanıp dinamizmini iyice kaybetti. İçine kapandıkça değişime, farklı yaşam biçimlerine karşı iyice sertleşti.
Bundan daha büyük bir talihsizlik olabilir mi?
Bu yozlaşma o kadar sertleşti ki, İbn-i Rüşd’ün kitaplarını yakmaya, kendisini camide linç etmeye kalktıklarında şu diyalog yaşandı:
Halk:
-“Sen dinimizle savaşıyorsun!”
İbn-i Rüşd:
-“Hayır… Ben sizin cahilliğinizle savaşıyorum.”
Bugün Cübbeli Ahmet denen tarikat artığı, İbn-i Rüşt, Farabi ve İbn-i Sina’yı dinden çıkmış kafir olarak nitelendirmeye kalkıyor.
Thomas Fuller diyor ki; “Cahillik üç türlüdür. Hiçbir şey bilmemek, gerekeni bilmemek ve gereksiz bir sürü şeyleri bilmek..” Günümüzün eğitim sistemi üçüncü cahillik türüne giriyor… İkinci türe 40 yıl görev yaptığım eğitimciler giriyor. Eğitimcisi eğitilmemiş ve kendini sürekli eğitim dışında gören öğretmenler kör balta haline geliyor… Birinci türe biat kültürü ile yetişen, yetiştirilen ve toplumun çoğunluğunu oluşturan kesim giriyor.
İşte bu aşamada Mustafa Kemal Atatürk’ün cahilliğe karşı verdiği o yoğun mücadelenin önemi ortaya çıkıyor…
Muhsin YAZICI – 28.03.2026
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder