Günün öyküsü: Bir parça daha…
Adamın şehirde otuz dairesi vardı. Para akıyordu, ama gözü doymuyordu.
-“Daire bitmiş iş,” diyordu.
-“Toprak asıl yatırımdır.”
Üç kardeşin elinde çok büyük bir arsa vardı. Atadan kalmaydı. Kolay kolay satmazlardı.
Adam kapılarını çaldı:
-“Hepsini alıyorum.”
Rakam söyledi. Büyük kardeş yanaşmadı kaşlarını çattı. Ortanca sustu. Küçük kardeş öne çıktı.
-“Olur, ama bir şartla.”
Adam sordu:
-“Nedir şartın?”
Küçük kardeş sakin konuştu:
-“Tüm dairelerini sat. Parayı peşin getir. Sonra gün doğarken arsada yürü. Gittiğin son yere kazık çak. Gün bitmeden başladığın yere dönersen, işaretlediğin her yer senin. Ama dönemezsen…”
Durdu.
-“Para bizim.”
Adam güldü.
-“Bu kadar mı?”
Dairelerini sattı. Evini boşalttı. Parasını getirdi. Ertesi sabah gün ağarırken yürümeye başladı. Önce ölçerek. Sonra açılarak.
-“Şurası da girsin,” dedi.
-“Bu cephe çok değerli.”
-“Oh enayi arsası”
Öğlene doğru güneş yakmaya başladı. Ama durmadı. Bir ara dönmeyi düşündü. Sonra vazgeçti.
-“Bir parça daha…”
Güneş eğildi. Toprak büyüdü. Ama mesafe uzadı.
Koşmaya başladı. Kalbi yoruldu. Nefesi kesildi. Bacakları taş gibi oldu. Güneş batarken son adımı attı. Ama yetişemedi. Yere yığıldı. Hastaneye bile götürmediler. Zaten geçmişti. Üç kardeş parayı aldı.
Arsayı paylaştı. Adamı, arsadan bir köşeye gömdüler. İki metre. Bir insanın gerçekten sahip olduğu tek yer buydu.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder