Simurg Mitosu
Gizli ya da ortada ne kadar kuş varsa kendi hükümdarlarını seçmek üzere toplanır. Aralarından biri bilge kral Süleyman’ın yanından hiç ayırmadığı, nerde su varsa gören gösteren hüthüt (Hîlo-ibibik) kuşu, bir hükümdar seçmeleri gerekmediğini, zaten bir hükümdarları olduğunu söyler. Bunun adı Simurg’dur der.
Bulunduğu yer kâf dağıdır. Kâf Dağı’na çıkabilirlerse onu görürler.
Kuşların çoğu, kâf dağına giden yolun çetin olduğunu, böyle bir uçuşa dayanamayacaklarını söylerler ve bağışlanmayı isterler.
Hüthüt diretir. İsterlerse böyle bir yolculuğu yapabileceklerini anlatır. Örnekler vererek onları yüreklendirir.
Böylece binlerce kuş yola koyulur. Bir süre sonra kuşlar yorgunluk duymaya başlar. Yorgunlukla birlikte kuşku duyarlar.
Ya hükümdarı göremezlerse yolun sonunda ne olur?
Hüthüt soru soran her kuşun sorularını yanıtlar. Kuşkularını gidermeye, onlara yardımcı olmaya çalışır. Ne var ki, yol çetin olduğu kadar uzundur da. Vadi üstüne vadi aşmayı gerektirir. Yorgunluğa dayanamayan bir ağaca konuyor, açlığa dayanamayan bir yere iniyor. Sonuçta binlerce kuştan kalan Simurg(otuz kuş) karşılarında kocaman bir kapı görür. Kapıda duran çavuş onları içeri almak istemez. Geri dönmeleri gerektiğini söyleyerek onları geri dönmeye ikna etmeye çalışır.
Ama hüthüt’ün diretmesi üzerine kapıyı açar ve kuşları kocaman odaya alır.
Kuşlardan her birini o odadaki tahtlara oturtur. Kuşlar, önlerinde bulunan kağıtlarda kendi serüvenlerini okur, şaşa kalırlar. Kuşların bu şaşkınlığı sürerken Simurg geliyor diye bir ses duyulur ve otuz kuş (Simurg) başlarını kaldırıp baktıklarında her biri karşısındaki aynada kendi yüzlerini görürler.
BİZE BİZDEN BAŞKASININ HÜKMETMEMESİ İÇİN,
Kurtarıcıyı içimizde, benliğinizde aramalıyız. Bizi bizden başkası kurtarmayacak, bize bizden başkası yardım etmeyecek. Yaşamımızı sürdürmek, şekillendirmek, ilerletmek, yüceltmek, sadece ve sadece bizim çabamız, emeğimiz, azim ve kararlılığımız ile ancak gerçekleşir.
Bireysel bağımsızlığımız, dışardaki güçlere karşı ilgisizliğimiz ve kendimiz dışında kimseden medet ummadan var olanemperyal,# veya açığa çıkarabileceğimiz enerjimiz bizi başarıya götüren en önemli faktör olacaktır. Hiçbir bahaneye sığınmadan ve hiçbir bahane üretmeden sadece özgüç ile ortaya çıkarılacak enerjinin nelere kadir olduğunu kendimize göstermeliyiz.
Belki ve ancak, emperyal politikalara, istilalara, gizli dehlizlerde yapılan kara sömürü planlarına, saraylarda şekillendirilen, ülkelerin ve toplumların kaderini alt-üst eden kararlara itiraz edebilir, onları kendimiz (ülke-toplum) adına başka bir yöne kanalize edebiliriz.
Ahmet Dumlu / Ağrı Koridor gazetesinde yayımlanmıştır.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder