Pazar fıkraları: 19
Hangi takımda futbol oynuyor?
Amerika’da bir süpermarkette, müşteri yarım Kivi satın almak istiyor. Tezgâhtar ise, bunun mümkün olmadığını söylüyor. Aralarında kavga çıkar. Tezgahtar koşa koşa müdüre çıkıyor:
-“Efendim, hayvanın biri yarım Kivi almak istiyor.” der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün!
Müşteri arkasından gelmiş, ensesinde duruyor… Tezgahtar hemen müşteriyi işaret ederek;
-“Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim…” diyor.
Müdür durumu anlıyor, adama yarım Kiviyi mecburen verip gönderiyorlar.
Müdür bir saat sonra tezgahtarı çağırtıyor:
-“Tebrik ederim, çok zeki davrandın, iyi idare ettin. Nerelisin sen?”
-“Brezilyalıyım efendim…”
-“Amerika’ya niye geldin?”
-“Brezilya cazip bir yer değil efendim, orada insanlar ya fahişe, ya da futbolcu olur”
Müdür şaşırmış;
-“Biliyor musun, benim karım da Brezilyalı… ”
-“Yaaa öyle mi, yenge hangi takımda futbol oynuyor?”
Kaç etsin?
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.
Görüşmeci matematikçiye sorar:
“İki kere iki kaç eder?”.
Matematikçi yanıt verir:
-“Dört!”.
Görüşmeci sorar:
-“Kesin dört mü?
Matematikçi kendinden emin yanıtlar:
-“Evet, kesin dört!”
Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar:
-“Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağıya veya yukarı oynayabilir, ama ortalama dört eder!”.
Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur.
Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar:
-“Kaç etsin istersiniz?
Nasıl ödeyeceksin?
Kadının biri çırılçıplak koşup taksiye biner. Taksi şoförüne falanca yere gidelim der.
Taksici tamam der arabasını sürer. Yolda giderlerken şoför, sık sık dikiz aynasından kadına bakar.
Buna sinirlenen kadın;
-“Ne bakıyorsun, sen hayatında çıplak kadın görmedin mi?” der.
Şoför de kadına bakar ve şöyle der;
-“Yok abla ondan değil ben parayı nerenden çıkaracaksın? Nasıl ödeyeceksin onu merak ediyorum.”
Ben ne yapayım..!
Göl kenarındaki bir kasabada herkes yaklaşan sel baskınını ve fırtınayı konuşuyormuş.
Köyün papazı;
-“Tanrı bizi korur, korkmayın” diyormuş.
Göl yükselmeye başlamış, kilise de gölün hemen kıyısındaymış. yerliler kasabayı terk ederken kiliseye uğramışlar, papazı dua ederken bulmuşlar,
-“Papaz efendi, gel araçlarımızda yer var, seni de götürelim.” demişler.
Papaz;
-“Tanrı bana yardım eder, ben ona inanırım, dua ederim” demiş.
Kiliseyi yavaş yavaş su basınca tekneyle gelip,
-“Papaz efendi gel, gidelim” diye ısrar etmişler.
Papaz;
-“Sizi imansızlar, ben tanrıya her gün dua ediyorum, o beni kurtarır.” demiş.
Su iyice yükselmiş, papaz çatıya çıkmış, helikopterle gelmişler, merdiven sarkıtmışlar;
-“Papaz efendi, gel.” demişler,
Papaz ise;
-“Siz gidin; tanrı bana yardım eder!” demiş.
Bizim papaz boğulmuş, öteki dünyanın girişinde kuyrukta yüksek sesle sitem etmiş;
-“Tanrım o kadar inandık, ibadet ettik, şu yaptığına bak, beni kurtarmadın.”
Yukarıdan gür bir ses yanıt vermiş;
-“Papaz efendi önce haber yolladık, sonra araba, sonra kayık, en son helikopter yolladım, daha ne yapayım?”
Patron işi oğluna devrediyor
İş adamı patron, dünya seyahatinden dönen oğlunu yanına çağırıp konuşuyor;
-“Oğlum yavaş yavaş hazırlan, artık zamanı geldi. İki sene daha çalışıp bütün işleri sana bırakacağım.”
Oğul hiç heyecanlanmadan sakince babasına yanıt veriyor;
-“Babacığım niçin bu kadar acele ediyorsun, birkaç yıl daha uzun çalışırsan işleri birlikte bırakırız.”
İstanbul’da park sorunu
Genç çift çocuklarıyla birlikte park etmiş arabayla dolu sokaklarda yürürken, eşinin düşünceli olduğunu gören koca, karsına soruyor;
-“Karıcığım neden bu kadar düşüncelisin?”,
-“Ah, kocacığım, kızımız büyüdü, 6 yaşına girdi, bu sene okula gidecek, ve ben emin değilim, onu gerçek hayata tam hazırlayıp hazırlayamadığımızı. Örneğin ona hiçbir zaman boş bir park yerinin nasıl olduğunu gösteremedik!”
Müdürün personel planlaması
Şirketin genel müdürü, sonunda herkesin zaten bildiği bir şeyi fark eder. Yaşlanmıştır. İnsan kaynakları yöneticisini çağırır ve ona net bir görev verir:
-“Şirketimizde benim yerimi almak için gerekenlere sahip deneyimli, dinamik ve yetkin bir çalışan arayın.”
Aradan yarım saat geçince görevliyi tekrar çağırır.
-“Onu bulduğunuzda hemen işine son verip kovun!”
Z kuşağı ile iş yerinde işaretlerle iletişim
Şef, işe yeni başlayan Z kuşağı gence açıklıyor:
-“Burada üniversitede değilsin ve ben çok konuşmaktan hoşlanmam. Başımı sallarsam, buraya gel, demektir”
Z kuşağı yeni çalışanın işaretlerle iletişime itirazı yoktur:
-“Bu iyi bir şey. Ben de uzun konuşmayı pek sevmem. Başımı sallarsam, gelmiyorum, demektir.”
Ünlü konuşmacı
Bir konferans katılımcısı geç kalır. Sessizce salona girer ve boş bir dinleyici koltuğuna oturur.
Yanındaki meslektaşına, ünlü konuşmacının ne kadar süredir konuştuğunu sorar.
-“Yaklaşık yarım saat,” diye fısıldar meslektaşı.
-“Peki hangi konudan bahsediyor?”
-“Maalesef bunu henüz söylemedi!”
Mini ekonomi sözlüğü
Bir partiye gidiyorsun. Salonun diğer ucunda çekici bir kız görüyorsun. Hemen yanına gidip:
-“Merhaba, her konuda harikayım. Beraber olmaya ne dersin?”
Bu, doğrudan pazarlama yöntemidir.
Bir partiye gidiyorsun. Salonun diğer ucunda çekici bir kız görüyorsun.
Samimi bir arkadaşına 1000 TL veriyorsun. Arkadaşın ayağa kalkıyor, kızın yanına gidiyor,
-“Merhaba, karşıdaki arkadaşım her konuda harikadır. Onunla tanışmalısın?”
Bu reklam yoluyla pazarlama yöntemidir.
Bir partiye gidiyorsun. Salonun diğer ucunda çekici bir kız görüyorsun.
Kızın duyabileceği bir mesafede durup, senin her konuda ne kadar harika olduğunu yüksek sesle söyleyebilmeleri için iki kız arkadaşına 1000’er TL veriyorsun.
Bu halkla ilişkiler yoluyla pazarlamadır.
Bir partiye gidiyorsun. Salonun diğer ucunda çekici bir kız görüyorsun.
Kız sana geliyor ve hemen seninle tanışmak istediğini söylüyor.
Bu da tanınmış markanın pazarlama gücüdür.
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder