Pazar fıkraları: 33
Ruj izi…
Bir kiz yurdunda söyle bir sorun yaşanmaktadır: Kızlar, sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynayı öperek dudak izi bırakmaktadırlar. Bunların temizlenmesi sorun olmaktadır.
Yurdun müdürü bir gün yurtta kalan kızları ve tuvaletleri temizleyen hademeyi tuvalete toplar. Kızlara yönelik söyle bir konuşma yapar:
-“Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek dudak izi birikiyorlar. Hadememiz bunları temizlerken çok zorlanıyor. Simdi ne kadar zorlandığını hep beraber izleyelim” der.
Bir işareti ile hademe fırçasını klozetlerden birine daldırıp aynayı temizlemeye baslar. O günden sonra
aynalarda bir daha dudak izine rastlanmaz.
www.bilimsanatyolu.com
Hayal kırıklığı…
İngiltere’nin saygın kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden Miss
Perkins’a,
-“Söyle bakalım, insan vücudunda uyarıldığında normal buyrukluğunun altı katına ulasan organ hangisidir?”
Öğrenci yüzü kızararak,
-“Bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemi haberi olacak” demiş.
Öğretmen başka bir öğrenciye donmuş,
-“Sen söyle Miss Sarah” demiş.
Sarah,
-“Loş ışıkta gözbebeği” yanıtını vermiş.
Öğretmen aferin dedikten sonra Miss Perkins’a donmuş,
-“Sana uç şey söyleyeceğim: Bir dersine hiç çalışmamışsın bundan ailenin haberi olacak. İki, aklin fikrin sürekli kotu şeylerde. Üç, ilerde çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın..
www.bilimsanatyolu.com
Fark var…
Başhekim bir gün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir kösede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve dayanamaz sorar:
-Neden söylediğiniz her rakamdan sonra gülüyorsunuz?” diye..
Delinin biri yanıt verir:
-“Biz bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik 5 dediğimiz zaman 5 numaralı fıkra aklimiz geliyor
gülüyoruz. 8 deyince 8 numaralı fıkra aklimiz geliyor gülüyoruz” demis.
Başhekim,
-“Bir de ben söyleyeyim o zaman, 5 çit yok, 7 çit yok”
Bakmış çit yok ve sormuş:
-“Ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?”
Delinin biri yanıt vermis:
-“Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var.”
www.bilimsanatyolu.com
Bacak…
Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çelişmiş, notlar, kopyalıklar havada uçuşmuş.
Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kâğıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar.
Hoca;
-“Bu mikroskop lamlarında bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak”
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş ama tanıyamıyorlar…
En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çekmiş. Hoca arkasından seslenmiş;
-“Kimsin sen, kapıyı çarpıp çekiyorsun?”
Kapı hafifçe aralanmış ve bacağını uzatmış,
-“Hadi hoca tanısana, hadi tanısana kim olduğu mu?”
www.bilimsanatyolu.com
Bir şey olmaz…
Küçük kız sınıfta Fen Bilgisi dersinde birden parmak kaldırıverdi:
-“Öğretmenim ben bir şey sormak istiyorum!!”
-“Evet seni dinliyoruz..?”
-“Benim anneannemin bebeği olur mu?”
Öğretmen tabi çok sairmiş ama
-“Anneanneler bebek yapmak için biraz yaslıdırlar” diye gülümsemiş..
Bizim bidik yine sormuş:
-“Peki annemin bebeği olur mu?”
Öğretmen yanıtlamış:
-“Annelerin bebeği olur ama yasları ilerledikçe bebekleri olma ihtimali de azalır”
Derken küçük kız,
-“Peki öğretmenim, ya benim bebeğim olur mu?”
Öğretmen gülmüş:
-“Canim senin Yasin daha çok küçük, olur mu öyle şey?”
Bunun üzerine arka sıralardan erkek çocuklardan biri bağırmış:
-“Baaaak..! Ben sana bir şey olmaz dememiş miydim”
www.bilimsanatyolu.com
Alıştıra alıştıra…
İstanbul’da üniversitede okuyan genç kız Ankara’daki babasına telefon etmiş:
-“Baba, merhaba. Ben Lale….”
-“Ooooo. Güzel krizim benim. Ne haber bakalım?…”
-“Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla…”
-“Hacirdir? Bir sorun mu var..?
Kız ağlamaya baslar; babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir:
-“Ne oldu krizim? Anlatsana…”
-“Murat evi terk etti. Boşanmak istiyormuş”
-“Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun?…”
-“Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya. Ben onunla evlendim.”
-“İyi halt ettin, zilli. Neyse, artık yapacak bir şey yok. Verirsin mahkemeye, hemen boşanın”
-“Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çiplik fotoğraflarımı İnternetten herkese yollayacakmış.”
-“Püüh. Rezil… Çiplik fotoğraf çektirdin, öyle mi?”
-“Ama babacığım. O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir pusluk yapacağını.”
-“Peki. Olan olmuş artık. Yârin havale ederim parayı Öğleden sonra Bankaya gidip
çekersin; sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotoğrafları”
-“Sağol baba. Eeee. Şey de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var…”
Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur:
-“Kürtaj mi? Bir de hamile mi kaldın o çocuktan sen?…”
-“Aslında ondan değil Zenci bir çocuk vardı Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya….”
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır:
-“Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allah’ım. Nedir bu basımıza gelenler… Okulu bitirir bitirmez Ankara’ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını”
-“İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan adildim çünkü…”
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürebilir:
-“Okuldan mi adildin? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli?… Eh ulan? Sen hele bir gel buraya. Ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adim attırmaysam sana. ilk isteyenle de evlendirecek.”
-“O iş zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce esler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar… Pek iyi bir rapor sunacağımı zannetmiyorum ben…”
-“Allah’ım, çıldıracağım Bir de cinsel hastalıklar haaa….. Kesin o zencidendir…”
-“Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kepmişimdir”
Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir; ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
-“Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya. Seni alıp gelecek. Adresini ver bakiyim…”
-” Mahmutpasa Karakolu’ndayım… Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında”
-“Karakol mu?…Bir de karakola mı düştün yahu? Ne yaptın?….”
-“Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çektim. O kafayla Arnavutköy’de kokoreççi dükkânına girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım”
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime; adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya baslar:
-“Babacığım. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım.
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır:
-“Canin sağ olsun be güzelim, boş veeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canin sağ olsun senin….”
www.bilimsanatyolu.com
Fitili kısaydı…
Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbirinde
dağılmaz.
Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynisini uygulamaya
karar verirler. Yönetmeliği göre bir doktoru çırıl çıplak soyar delilerin içine atarlar.
Doktor içeri girince,
-“Bombaaa” diye bağırır.
Bu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar.
Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir.
Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda,
-“Bombaaaa” diye bağırır.
Deliler onu da tutukları gibi onu da camdan dışarı atarlar.
Başhekim en sonunda bir de ben deneyim der ve soyunup delilerin arasına girer,
-“Bombaaa” diye bağırır.
Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar.
-“Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız?” derler.
Delilerde ilk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamankimiz yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık * derler.
www.bilimsanatyolu.com
En akıllı adam…
Bir kesiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra Nasrettin
Hoca’nın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.
-“sizin köyün en akıllı adamı kim?” demiş.
Köylüler de:
-Nasrettin Hoca” demiş.
Bunun üzerine keşiş köy meydanında Hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş. Nasrettin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş. Kesiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş, Hoca da dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş.
Kesiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yap mis, Hoca da yukarıdan aşağıya yapmış ve Kesiş
büyük bir hayranlıkla Hoca’yı tebrik etmiş.
Olup bitenden bir şey anlamayan halk Kesiş’e ne olduğunu sormuş Kesşiş’de :
-“Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim o ortadan ekvator geçer dedi, ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi, ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim. O da yağmur yağar dedi.”
Bu sefer Hoca’ya neler olduğunu sorar halk.
Hoca da:
-“Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi. Ben de yarısı benim dedim. Daha sonra
tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim. O da tepsi altından ateşi hafif hafif
amali dedi. Ben de üstüne fendik fistık eklersek daha iyi olur dedim.”
www.bilimsanatyolu.com
Ted Amca…
Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş.
Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya basla mis. İlk sırada küçük Suzi varmış.
Başlamış anlatmaya:
-“Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kirtildi.”
Öğretmen
-“Güzeel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?”
-“Bütün yumurtaları ayni sepete koyma.”
-“Aferin çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
-“Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar, geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çekti.”
-“Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?”
-“Tavuktan çıkmamış yumurtaları sayma..”
-Aferin bu da çok güzel. Billy, sıra sende”
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
-“Amcam Ted Vietnam Savaşına katil misti. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir sise bira ile atlamayı basarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız
bitirmiş.”
-“Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?”
-“İçerken Ted Amcama bulaşmayın
www.bilimsanatyolu.com
Spiker…
Temel dünya turuna çıkar ve yolu Kanada’ya da düşer. Kırk yılda bir Karadeniz’de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çektiğini düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kirpi balık tutmaya özenir ve ise koyulur.
Tam buzu kıracakken, insanine içini titreten bir ses duyulur:
-“Oğlum burada balık yok!”
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
-“Burada balık yok dedim sana…”
Temel’in eli ayağı titreyerek seslenir:
-“Tanrım, sen misun yoksa?”
Ses yeniden duyulur,
-“Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim..”
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder