Günün öyküsü: İpler birden koptu.
Ocak 1944. Alsas. Toprak kıştı. Donmuş karanlıkta, Éliane Vauclerc adında 20 yaşında bir kadın iki ağaç arasına bağlanmıştı; sekiz aylık hamileydi ve nefesi ağzından çıkmadan önce buza dönüşüyordu. Her sinir ucu çığlık atıyor, her dakika ödünç alınmış gibi hissediliyordu. Savaş, onun gece boyunca hayatta kalamayacağını çoktan belli etmişti
O bir asker değildi. O bir tehdit değildi. O, sadece şefkati yok etmek için kurulmuş bir sistemin içinde sıkışıp kalmış bir hayattı.
Kar üzerinde ayak sesleri duyuldu, genç bir Alman askeri elinde bıçakla öne çıktı. Éliane gözlerini kapattı ve sonunu bekledi. Ama sonu gelmedi.
İpler birden koptu.
Asker, Mathis Keller hayatına mal olabilecek bir karar verdi. Elleri titreyerek onu serbest bıraktı ve kırık dökük Fransızcasıyla fısıldadı:
-“Kaç. Nehri takip et. Arkana bakma.”
Kendi ekmek tayınını onun avucuna sıkıştırdı, kaçışını gizlemek için havaya tek el ateş etti ve karanlığın içinde kayboldu.
Éliane, acı artık hiçbir şey ifade etmeyene kadar koştu. Soğuğa rağmen hayatta kaldı. Geceyi atlattı. Haftalar sonra oğlu oldu.
Tarih, Mathis Keller gibi isimleri nadiren kaydeder. Éliane onun akıbetini asla öğrenemedi. Savaştan sağ çıkıp çıkmadığını ya da bu iyiliğinin bedelini ödeyip ödemediğini hiç öğrenemedi. Ama onun kararını hayatının geri kalanında taşıdı; her doğum gününde, her nefesinde, sonraki her kuşakta.
Savaş, insanların insanlıktan çıkmasını sağlamak için tasarlanmıştır. Bu öykü, bunun her zaman başarılı olmadığını kanıtlıyor. Bazen tarih, savaşlar veya bayraklar üzerinden değil, dünyanın istediği kişi olmayı reddeden sıradan bir insan üzerinden şekillenir.
Bir merhamet eylemi. İki hayat kurtarıldı. Gelecek yeniden yazıldı.
www.bilimsanatyolu.com



Yorum gönder