Pazar fıkraları: 40
O Ters Bir Kadındır
Günün birinde Nasreddin Hoca’nın hanımı ırmak kenarına çamaşır yıkamaya gider. O, ırmaktan kova ile su alırken, ırmağa düşüverir.
Hanımının ırmağa düştüğünü gören komşuları hemen Hoca’ya koşarlar ve;
-“Hocam, hanımın ırmağa düştü.” derler.
Haberi alan Hoca, ırmağın akıntısının tersi yöne doğru koşmaya başlayınca komşuları;
-“Hocam, yanlış yerde arıyorsun, bak ırmak aşağıya doğru akıyor.” derler.
Bu söz üzerine Nasreddin Hoca;
-“O ne ters bir kadındır, siz onu bilmezsiniz, ırmağın tersine gider!” der.
www.bilimsanatyolu.com
Secdeye Kapanmasından Endişe Ediyorum
Hoca günün birinde Konya’ya gelir ve geceyi geçireceği bir hana gider. Hava da soğuk mu
soğuk, rüzgârlı mı rüzgârlı…
Gece olunca handan çatır çutur sesler gelmeye başlayınca, Hoca hancıya seslenir:
-“Hancı, hancı! Neredeyse bu han yıkılacak.” deyince hancı hiç oralı olmaz:
-“Hocam, bir şey olmaz, sen istirahat et, o duyduğun sesler binanın Allah’ı zikretmesidir.” der.
Bunun üzerine Nasreddin Hoca dayanamaz ve;
-“Hancı, hancı! Ben de ondan korkuyorum. Zikrederken birden bire coşup da ya secdeye
kapanırsa…” der.
www.bilimsanatyolu.com
Senin İşine Akıl Sır Ermez
Nasreddin Hoca’nın parası çalınır; o da namazdan sonra parasının bulunması için dua etmeye
başlar. Bu sırada Hoca’nın hemşerilerinden birisi de deniz yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanır, o da;
-“Ya Rabbi, eğer bu fırtınadan kurtulur, sağ salim memleketime varırsam, Hoca Efendi’ye iki yüz akçe vereceğim.” diye dua eder.
Hoca’nın hemşerisi fırtınadan kurtulur. Sağ salim Akşehir’e geldiğinde Hoca’ya iki yüz akçeyi
verir.
Hoca parayı aldıktan sonra;
-“Allah’ım, ben bu parayı nerede kaybettim, sen nerede buldurdun, gerçekten senin işine
akıl sır ermez.” der.
www.bilimsanatyolu.com
Tasla Ortaya Getirecektim
Hoca’yı bütün konu komşu sırayla yemeğe çağırır. Bir gün, bir hafta, bir yıl derken günün birinde Hoca’nın ahbapları;
-“Hocam, hep biz sizi yemeğe çağırıyoruz, bir de siz bizi çağırsanız olmaz mı?” deyince
Hoca;
-“Komşular, ben fakir bir adamım, kıt kanat geçiniyorum, ben size vereceğim ziyafetin altından kalkamam.” derse de işin içerisinden çıkamaz ve komşularını davet eder.
Hoca’nın hanımı bu işten rahatsız olur:
-“Bu kadar adama ne yedireceksin, ne diye eve çağırdın, evde yiyecek hiçbir şey yok.” deyince Hoca, hanımına;
-“Hanım, sen üzülme, sen bana bir boş çorba tası ver, gerisini merak etme.” der.
Misafirler eve geldikten sonra Hoca boş çorba tasını alır ve onların yanına varır:
-“Komşularım beni bağışlayın, evde odun yok, yağ yok, pirinç yok… Eğer bunlar olsaydı
çorbayı pişirip gördüğünüz bu tasla ortaya getirecektim” der.
www.bilimsanatyolu.com
Taşları Bağlamışlar, Köpekleri İnsanın Üzerine Salıyorlar
Hoca soğuk bir kış günü, eşeğine binerek başka bir köye doğru yola çıkar. Hoca, köye doğru
yaklaştığında köpekler havlayarak üzerine doğru gelince o da savunmaya geçer ve yerde
bulduğu taşlara sarılır, fakat taşlardan hiçbirisini yerinden kaldıramaz.
Çünkü bütün taşlar buz tutmuştur. Hoca bir dener, iki dener, fakat kurtuluşun olmadığını anlayınca elini açar,
-“Allah’ım, burası nasıl bir memleket, şaşırdım. Görmüyor musun, taşlarını bağlamışlar
köpeklerini insanın üzerine salıyorlar.” der.
www.bilimsanatyolu.com
Utancımdan Buraya Saklandım
Günün birinde Hoca’nın evine hırsız girer. Hoca da korkusundan bir dolabın içerisine saklanır.
Hırsız evi epeyce bir karıştırdıktan sonra çalacak hiçbir şey bulamaz ve son olarak bir de dolabın içine bakmak amacıyla kapağı açar ki bir de ne görsün; içeride Nasreddin Hoca…
Hırsız şaşkın bir vaziyette;
-“Yahu Hocam, sen burada mısın? Burada ne yapıyorsun?” deyince,
Hoca;
-“Arkadaş, kusura bakma evde çalınacak bir eşyam olmadığı için utancımdan buraya
saklandım.” deyiverir.
www.bilimsanatyolu.com
Üzerine Bir Altın Daha Vermen Gerekir
Günün birinde Hoca’nın yanına heyecanlı bir adam gelir ve elindeki altını uzatarak;
-“Hocam, bu altını bozabilir misin?” der.
Hoca altını eline şöyle bir alır, altını üstünü inceler gibi yapar ve;
-“Bu altın eksik olduğu için bozamam.” der.
Bu defa adam;
-“Tamam eksik bozuver, benim acilen paraya ihtiyacım var.” deyince Hoca;
-“Yavrum altının o kadar eksik ki üzerine bir altın daha vermen gerekir.” deyiverir.
www.bilimsanatyolu.com
Ya Tutarsa?
Hoca, günün birinde kepçeyi, tencereyi alıp Akşehir Gölü’nün kıyısına gider; başlar elindeki
kepçeyle bir şeyler yapmaya. Bu durumu görenler merakla izlemeye başlar.
İçlerinden biri dayanamayıp sorar:
-“Hocam, ne yapıyorsun?”
-“Görmüyor musunuz? Göle yoğurt mayalıyorum.”
-“İlahi Hocam, hiç göl maya tutar mı?”
-“Arkadaşlar, dostlar, ben de biliyorum tutmayacağını; ancak, ya tutarsa!” deyiverir.
www.bilimsanatyolu.com
Yeni Aldığım Çarıkları Giymemiştim
Hoca, sonbaharda tarlasına tohum attıktan sonra çift sürmeye başlar. Olacak bu ya tarlada
bulunan kocaman bir diken Hoca’nın ayağına batmaz mı?
Hoca, zorlanarak da olsa dikeni çıkardıktan sonra;
-“Oh! Hele şükür, iyi ki yeni yaptırdığım çarıkları giymemiştim.” der.
www.bilimsanatyolu.com
Yeter ki Dostlar Alışverişte Görsün
Nasreddin Hoca zaman zaman pazarda yumurta satar. Yumurtayı satar satmasına da, dokuzunu
bir akçeye alırken; onunu aynı fiyata satar.
Herkes bu alışverişten Hoca’nın kazancının ne olduğunu merak eder ve;
-“Yahu Hocam, iyi hoş da sen bu alışverişten ne kazanıyorsun, zararına bu iş yapılır mı?”
Deyince Hoca;
-“Ne yapalım dostlar, ziyan da faydadandır, yeter ki dostlar alışverişte görsünler.” der.
www.bilimsanatyolu.com
Yoksa Bizim Ölçü Bozulacak
Günün birinde pazara gidecek olan Hoca’ya hanımı;
-“Hoca Efendi, bana pazardan bir elbiselik alıver.” deyince,
Hoca da;
-“Hanım, ne kadar olsun?” diye sorar.
Hanım kollarını açınca, Efendi de kendi kollarını açarak bir uzunluk belirler ve pazara doğru koşmaya başlar.
O sırada Hoca’nın karşısından bir tanıdığı gelince Hoca;
-“Arkadaş, çekil yolumdan, yoksa bizim ölçü bozulacak.” deyiverir.
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder