Pazar fıkraları: 30
Saati bilen adam
Temel memleketinde sıkılmıştır. Kendince eğlenmeye, eğlenmek için de değişik bir ülkeye gider.
İspanyanın kasabalarını gezerken çiftlikte bir adam bir boğa görür.
Boğa ayakta, adam yerde yatmakta. Ağacın gölgesinde seyre başlar. Yoldan geçenler boğanın yanında yatmakta gölgelenen adama saat sorarlar. Adam gayet sakin boğanın t..aklarını kaldırarak saati söyler. Saat doğrudur. Temel hayretler içinde akşama kadar adamı ve boğayı izler.
Memleketine dönünce aynı olayı Fadime ile denerler. Fakat bir türlü saati tutturamaz. Durumu öğrenmek için İspanya’ya tekrar geri döner. O adam aynı boğa aynı şekilde durmaktadırlar.
Hemen atlar ve sorar,
-”Bu saati nasıl biliyorsun?”
Adam yattığı yerden kalkar. Temele boğanın yanına yatmasını söyler.
Tarif eder,
-”Boğanın taşağını kaldır bak, taa orada bir saat kulesi var”
İtekleme işi
Rahibin biri azgınlığın hat safhalarına gelmiş ve ilk günah çıkarmaya gelen kadını halledecem diye söylenmeye başlamış. Şans eseri günah çıkarmaya taze bir bayan gelmiş:
Kadın:
-“Rahip benim bir günahım var” demiş.
Rahip;
-“Anlat bakalım” demiş.
Kadın anlatmaya başlamış. Rahip kadına;
-Senin günahın çok İsa’ya affedilmen için yalvaracam” demiş.
-“Kadın günahlarından kurtulacam” diye sevimmiş.
Rahipten garip sesler gelmeye başlamış;
-“Yapma İsa bunu benden isteme yapamam” demiş.
Kadın:
-“İsa ne söylüyor” demiş
-“Senin günahların affedilecek ama benim sana bir kere pancarı yarıya kadar sokmam lazım” demiş.
Kadın:
-“Peki” demiş.
Rahip işe koyulmuş pancarın tamamını sokmuş, kadın,
-“Rahip ne yaptın” demiş.
Rahip arkasına dönüp:
-“İtekleme İsa” demiş.
Cennet sorgusu
Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar,
-“Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var. Karına karşı sadık oldun mu?”
Adam yanıtlar;
-“Evet, asla bir başka kadına bakmadım.”
Sorgu meleği,
-“Şuradaki Rolls-Royce’u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin..”
Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu yanıtı alır;
-“Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık.”
Bunun üzerine sorgu meleği,
-“Şuradaki Mercedes’i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın..” der ve üçüncü adama da sorar,
-“Karını hiç aldattın mı?”
Adam yutkunur ve şöyle der;
-“itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm.
” Sorgu meleği;
-“Ehh… Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos’u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın.”
Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce’unu görürler.
Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar.
-“Heyy! ne oldu sana?” der
İkinci adam,
-“Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, her şey mükemmel ama sen niye bu haldesin?”
-“Bugün karımı gördüm!” der birinci adam.
Diğerleri;
-“Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?” diye sorarlar.
Adam içini çekerek konuşur,
-“Kaykay’la dolaşıyordu…”
Temel’in şairliği
Padişahın biri şiir söylüyormuş.
-“Çıktım ağacın başına yedim armudun hamını mamını’ demiş. Şiirin gerisini getirememiş.
Sinirlenmiş ve bir ferman çıkartmış.. Bütün ülkelerin en ünlü şairlerini getirip şiiri tamamlatacakmış..
Neyse şairler gelmiş.. Şairlerden biri de bizim Temelmiş.. Hepsi tek tek söylemiş ama padişah beğenmemiş..
Sıra temele gelmiş.. Temel başlamış söylemeye..
-“Çıktım ağacın başına yedim armudun hamını mamını, aşağıya düşersen görürsün ana… namını”
Neye niyet neye kısmet
Adamın biri otobüste gidiyormuş. Yanına çok güzel bir rahibe oturmuş. Adam rahibenin güzelliğinden çok etkilenmiş biraz muhabbet ettikten sonra,
-“Ben sizinle birlikte olmak istiyorum” demiş.
Ama rahibe,
-“Ben Tanrı’nın karısıyım asla olmaz” demiş ve ilk durakta da otobüsten inmiş.
Hemen ön tarafta oturan şoför konuşmaları duymuş,
-“Arkadaş yanıma yaklaş ben senin o rahibeye nasıl sahip olacağını söyleyebilirim” demiş.
Adam merakla sormuş sahi mi? Nasıl olacak?” diye.
Şoförde,
-“Rahibenin her akşam mezarlığa gidip Meryem ana heykelinin önünde dua ettiğini bir çarşaf giyip oraya giderse rahibeyle olabileceğini” söylemiş.
Adam şoförün söylediklerini aynen yapmış bakmış rahibede sahiden orada karanlıkta siyahlar içinde eğilmiş dua ediyor.
-“Korkmaaa rahibem ben tanrı tarafından seninle birlikte olmak üzere buraya gönderildim” demiş.
Rahibede kısık sesle
-“Ama ben bakireyim sadece arkadan yapabilirsin” demiş.
Adam da zevkle işini bitirmiş ve sonra çarşafı çıkarıp kahkaha atmış.
-“Seni kandırdım rahibe bak ben otobüsteki adamım. Yüzünü açayım da iyice bak.”
-“Ha Ha Ha bende otobüsün şoförüyüm salak.”
Kadının bostan ekmesi
Köyde kadın kendi bostanında kabak ekerken, tuhaf tuhaf hareketler yapmaktadır. Önundekı torbasından çıkardığı kabak tohumunu, önce poposuna sonra bacak arasına sürüp ekiyormuş.
Uzaktan adamın dikkatini çekmiş. Merak ederek adam, kadının yanına giderek,
-“Neden böyle yapıyorsun? diye sormuş.
Kadın:
-“Popoma sürüyorum ki, kabak götüm kadar büyük olsun. Bacak arama sürüyorum ki, a….cığım kadar tatlı” olsun demiş.
Adam:
-“Bari si…me de sür sapı da olsun” demiş
Paranın üstü
Adamın biri yeni evlenmiş ve gerdeğe girmişler.
Sabah arkadaşı sormuş,
-“Nasıl geçti? diye.
-“Sorma yaa her şey iyi güzeldi de sabah pot kırdım” demiş.
Arkadaşı,
-“Ne potu” demiş
-“Bekarlık alışkanlığı eline 5000 tl verip göndermek istedim” demiş.
-“Yapma yaaa peki karın ne yaptı?” demiş.
-“Sorma oda uyku serseriydi paranın üstünü verdi”
Kimse yemekhaneden çıkmıyor…
Vücudu oldukça güzel genç bayan tatilinin hemen her gününü kaldığı otelin terasında güneş banyosu yaparak geçirmiştir.
İlk günü mayosu ile güneşlenmiş, ama sonra ki günler bakmış ki otelin en üst katında onu kimse göremiyor, mayosuz sere serpe güneşlenmeye başlamış.
Yine böyle yüzüstü güneşlenirken merdivenlerden birisinin cikciğini duyarak havlusu ile poposunu örtmüş.
Merdivenleri bir solukta çıkan otelin mudur yardımcısı nefes nefese,
“Pardon, otelimizde güneşlenmeniz konusunda bir şey diyemez. Ama dünkü gibi mayonuzla güneşlenirseniz çok iyi olacak”
-“Ne fark eder” diye sorar genç kadın sakin sakin
-“Beni burada kimse göremez, ayrıca bu havlu ile de örtünüyorum bakin”
-“Tam olarak değil” der mudur yardımcısı utanarak
-“Tavanı cam restoranın üzerinde güneşleniyorsunuz. Kimse yemekhaneden gitmek istemiyor.”
Temel’in son isteği
Temel bir gün uçakla seyahate çıkmış ve bir arıza belirmiş. Uçak ıssız bir adaya duşmuş.
Temel, İngiliz bir de Fransız kurtulmuş. Ne yapacağız ne edeceğiz derken başlamışlar gezinmeye.
Gezerlerken Temel lambaya bir tekme atmış. Cin çıkıvermiş.
Cin demiş ki,
-“Normalde üç dilek hakkın var. Ama siz üç kısışınız birer hakkınız var. Dile benden ne dilersen” demiş
İngiliz demiş,
-“Beni hemen ailemin yanına gönder.”
Fransız demiş.
-“Beni Maamıye kızların arasında tatile gönder.”
Sıra Temel’e gelmiş sıra. Cin sormuş,
-“Sen ne istiyorsun bakalım”
Temel sağa bakmış sola bakmış,
-“Yav, bura çok sıkıcı oldu. Giden arkadaşlarımı geri getir.”
Başka biri vurmuş olmalı
80 yaşında bir adam doktora rutin kontrollerinden birine gider. Doktor adamın sağlığını sorduğunda adam,
-“Harika, iki ay önce 18 yaşında bir kızla evlendim ve su an benden hamile” der.
Doktor birkaç dakika düşündükten sonra adama döner,
-“Sana bir hikaye anlatacağım” der.
-“Avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. Her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. Fakat bir gün dalgınlıkla tüfek yerine şemsiyesini almış. Ormana gitmiş. ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. Hemen şemsiyeyi çıkarmış ve nisan almış ve pat, geyik yere yitilmiş.”
Adam şaşırmış ve doktora dönerek,
-“Olamaz… Başka birisi vurmuş olmalı” demiş.
Doktor;
-“Kesinlikle!!!”
www.bilimsanatyolu.com


Yorum gönder