Pazar fıkraları: 48
Tecrübe konuşuyor
Çok zengindi. Gazeteciler bu işin sırrını sordular.
-“Bu büyük serveti nasıl yaptınız?..”
Yanıt tek kelime oldu:
-“Akıllı oluşumla…”
-“Aklı size kim öğretti?”
-“Tecrübelerim…”
-“Tecrübeleri nasıl elde ettiniz?”
-“Aptallığımla…”
www.bilimsanatyolu.com
O zaman seyret
Hoca yeni geldiği kasabada ev kiralayacaktı. Gösterdikleri eve girince baktı ki, hane pek harap. Yüzünü buruşturup, ev sahibine:
-“Tahtalar gıcırdıyor” dedi.
Adam hazır yanıtı yapıştırıyor:
-“Evim sofudur. Arasıra aşka gelip zikreder.”
Hoca karısına döndü:
-“Hadi gidelim. Aklına eser bir de secdeye varırsa, o zaman seyreyle gümbürtüyü”
www.bilimsanatyolu.com
Aptal adam
Yargıç davacıyı göstererek sordu:
“Aptal dediğiniz bu zatı tanıyor musunuz?”
Sanık:
-“Tanımasına tanımıyorum ama; aptal olduğunu biliyorum.”
-“Nereden biliyorsunuz?”
“Bir sürü insanın ortasında, aptal diye bağırdım. Bana mı söylüyorsun, diyerek yanıma geldi.”
www.bilimsanatyolu.com
Yardım için…
Hakim, kaynanasını dövmekten sanık bir adamı yargılıyordu.
Şahide sordu:
-“Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü?..”
-“Gördüm efendim…”
-“Neden müdahale etmedin?”
-“Neye müdahale edeyim. Yardıma ihtiyacı yoktu ki, rahat rahat dövüyordu.”
www.bilimsanatyolu.com
Asıl mesele
Bir drama artisti, ünlü bir komedi sanatçısıyla alay ediyordu:
-“Milleti güldürmenin ne değeri var.” dedi.
-“Anlayamıyorum. Zor olan ağlatmaktır. Ben onu yapıyorum.”
Ötekinin yanıtı şöyle oldu:
-“Senin yaptığını soğan da yapar. Bana milleti güldüren bir sebze gösterebilir misin?”
www.bilimsanatyolu.com
Bir gözünü kapat
İki Karadenizli içip içip coştular. Gece yarısından sonra yalpalayarak evlerine dönerken Cemal elektrik direğine fena çarptı ve inlemeye başladı:
-“Çok fenayum… Her şeyi çift görüyorum.”
Temel, arkadaşına akıl verdi:
-“Ha bi gözünü kapat daaa”
www.bilimsanatyolu.com
Ayak ve kafa
Öğrenci Cemal profesör Temel’e sordu:
-“Kafa aşağı çekilince, kan beynimize hücum ediyor, değil mi?
-“Evet öyle oluyor!”
-“Ama hocam bütün gün ayakta geziniyoruz. Kan niye ayaklarımıza hücum etmiyor?”
-“Cemal… Ayakların da kafan gibi boş değil ki!..”
www.bilimsanatyolu.com
Postun içindeki…
Sonradan görmenin biri, sırtındaki pahalı kürkle çevreye çalım satıyordu.
Önceleri susan Bektaşi babalarından biri dayanamadı, adama bir ders vermeyi kafasına koydu ve konuştu:
-“O sırtına geçirdiğin kürkle kurulup durma; caka satma… Unutma ki, o kürk onca zaman içinde taşıdığı sahibini bile hayvanlıktan kurtaramadı.”
www.bilimsanatyolu.com
Son vagon
Temel hayatında ilk kez trene biniyordu. Arkadaşı Cemal uyarıda bulundu:
“Sakın ha, trenun son vagonuna pinmeyesun. Kazalarda en büyük hasarı, son vagon cöreyu…”
Temel, bir süre bu uyarının ne anlama geldiğini düşündü ve Cemal’e sordu:
-“Ula Cemal… Haçan ha pu trenciler punu biliyler da, neden son vagonları takayiler?..”
www.bilimsanatyolu.com
Ne getireyim?
Fırtınada rota kaybolmuştu.
Temel:
-“Pusulayı getirin…” diye bağırdı.
-“Pusula yok. Ne getirelim…” dediler.
-“Kelimeyi şehadet…”
www.bilimsanatyolu.com
Rahatsız etmeyelim dedik
Temel doktoru gece yarısı aradı.
Anlattığı şeyler de, hiç de o saatte uyandırmayı gerektirecek şeyler değildi.
Doktor kızgınlıkla:
-“Yahu kardeşim, bunun için sabah arasaydınız ya…” dedi.
Temel’in yanıtı şöyle oldu:
-“Sabah sabah rahatsız etmeyelim dedik…
www.bilimsanatyolu.com
Beni mi buldun?
Dört bin işsiz Marsilya’da miting düzenlemişlerdi. Kalabalığın sessizce ilerlediği bir sırada, seyircilerden biri Korsikalı göstericiye yanaşıp,
-“Yarın sabah ofisime gel. Sana iş vereyim…” dedi.
Korsikalı gösterici, adama ters ters baktı:
-“Git işine be adam…” dedi ve ekledi:
-“Bula bula bu kalabalığın içinde beni mi buldun?”
www.bilimsanatyolu.com
Yorum gönder