Pazar fıkraları: 39
Gariban Mehmet
Teskere zamanı yaklaşmıştır. Aynı tertip askerlerden bazıları oturup bir karar alırlar.
Bir daha saf asker Mehmet’e ayak işleri yaptırmayacaklardır. Kararı Mehmet‘e açıklarlar.
Bu habere çok sevinen Mehmet yine de doğrulatmak için tek tek sorar:
-“Sen Ali, ayakkabılarını bana boyattırmayacaksın değil mi?”
-“Evet.”
-“Sen Osman, benim sigaralarımdan otlanmayacaksın değil mi?”
-“Otlanmayacağım.”
-“Sen Hasan, çoraplarını bana yıkattırmayacaksın değil mi?” –
-“Yıkattırmayacağım.”
Herkesten gerekli yanıtı alan Mehmet:
-“İyi, ben de bundan sonra karavanaların içine tükürmiycem.”
www.bilimsanatolu.com
Denetim
Genç yaşta emekli olan albay, evde sürekli oturmaktan, hanımıyla ağız dalaşın
girmekten sıkılınca, bakkalına gider:
-“Sana ayda 200 lira para vereyim, bunun karşılığında seni her gün denetleyeyim!” der.
Teklifi cazip bulan bakkal, hem para kazanacağım hem de deneyimli bir albayın uyarısını, yardımını
alacağım, diyerek hemen kabul eder. Emekli albay, ertesi gün sabah 08:00 den akşam mesai sonuna
kadar bakkal dükkanını denetlemeye başlar.
Bakkal bir gün bile geçmeden denetimden sıkılır, baş edemez duruma gelir..
Dayanamaz:
“Albayım, al 200 liranı, ben bu işten vazgeçtim!” diyerek anlaşmayı bozar.
Emekli albay, manav, kasap, kırtasiyeci derken tüm esnafa aynı teklifi yapar. Ancak bir süre sonra
hepsi denetimden sıkılarak anlaşmayı bozar. Son olarak gittiği manifaturacı ile yıldızları barışır.
Denetim işi aylar sürer. Çok güzel anlaşırlar. Manifaturacı albayın her isteğini,
-“Baş üstüne” diyerek yerine getirir.
Olanlara bir anlam veremeyen albay:
-“Yav arkadaş, bütün mahalle esnafı denetimden sıkıldı. Seninle gayet iyi çalışıyoruz. Nitekim bu
başarımızın sana göre sırrı ne?”
Manifaturacı hazırola geçip:
-“Albayım, ben de emekli başçavuşum.” der
www.bilimsanatolu.com
Oyuncak
Beş çocuklu bir aile hep birlikte lunaparka gitmiş. Babaları, oyunlardan birinde bütün hedefleri
vurmuş ve kocaman bir ayı kazanmış.
Sonra çocuklarına dönüp sormuş:
-“Evet, haydi bakalım, şimdi bu oyuncak kimin olacak? Hanginiz, annenizin her dediğini yapıyor, ona
hiç karşılık vermiyor?”
Çocuklar, önce durmuşlar, birbirlerine bakmışlar ve hep bir ağızdan yanıt vermişler:
-“Tamam baba, oyuncak senin hakkın!”
www.bilimsanatolu.com
Nişancı
Savaş sırasında tepenin üzerindeki bir noktadan düşman askeri sürekli ateş edip durunca tabur
komutanı, çavuşuna bir işaret çakıp,
-“Şuraya bir tim gönderip, o silahı susturuverin” demiş.
-“Aman komutanım, sakın” diye atılmış çavuş.
-“Herif, bir haftadır ateş edip duruyor, devamlı karavana. Şimdi biz onu halledersek, yerine maazallah normal birini gönderirler, yanarız!”
www.bilimsanatolu.com
Meslek sırrı
Yargıç, hırsıza sormuş:
-“Söyle bakalım, soyduğun dükkâna nasıl girdin?”
Hırsız, biraz düşündükten sonra yanıt vermiş:
-“Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik?”
www.bilimsanatolu.com
Neye üzülüyor?
İki adam, parkta gazetelerini okuyordu. Biri aniden gazeteyi elinden atıp hüngür hüngür ağlamaya
başlayınca, öbürü yanına gitti.
-“Kusura bakmayın ama birden böyle ağlamaya başlamanız beni buraya koşturdu. Bir yardımım olabilir mi?” dedi.
-“Bizim memleketin en zengin adamı öldü” dedi, ağlayan adam, kesik kesik…
-”Gazetede okudum şimdi.”
-“Üzüldüm” dedi, gelen.
-“Neyiniz olurdu?”
-“Hiçbir şeyim” dedi, ağlayan adam, daha da hüngürdeyerek.
-“Ben de ona ağlıyorum ya!”
www.bilimsanatolu.com
Öfkenin nedeni..
Adam, iş gezisinden erken döner. Anahtarı ile kapıyı açıp içeriye girer ama karısı ortada yoktur.
Odaları dolaşır, yok!
-“Bir de yatak odasına bakayım” der.
Aa, o da ne? Karısını en yakın arkadaşı ile birlikte yatak odasında görmesin mi?
Öfkeden deliye döner. Onlar korku içinde kendisine bakarlarken, yayaktaki arkadaşına bağırır:
-“Ulan Allah’ın salağı! Geri zekâlı! Hadi ben bununla mecburen yatıyorum! Ama ya sen?”
www.bilimsanatolu.com
Uzayan kuyruk
Adamın biri, iş bulmak için İstanbul’daki İşçi Bulma Kurumu’na başvurmuş.
-“Evet, bir iş var” demiş, memur.
-“Rus dans grubu birini arıyor. Tüm yapılacak iş, kızların soyunmasına, giyinmesine yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile yağlamak, göğüslerinin ucuna parlak yıldızlar yapıştırmak falan…”
Sevinçten gözleri parlamış adamın.
-“Ohhh, çok iyi, hemen başlayabilirim” demiş.
-“Tamam… O zaman yarın sabah yedide, Adapazarı’nda olabilir misiniz?”
-“Neden? İş, Adapazarı’nda mı?”
-“Hayır, iş İstanbul’da ama başvuru kuyruğunun sonu şu anda orada!”
www.bilimsanatolu.com
Al sana 20 yıl…
Hâkim:
-“Sizi daha önce bir yerlerde görmüş müydüm?”
Sanık:
-“Evet. Eşinize trompet ve kızınıza bateri sevgisini aşılayıp ikisine de ders verip çalmalarını ben
öğretmiştim efendim.”
Hâkim:
-“Yirmi yıl!”
www.bilimsanatolu.com
Yeni yeni isabet ettirmeye başladı
Temel, Fadime’ye boşanma davası açmış. Duruşmada Yargıç sormuş:
-“Evladım, niye boşanmak istiyorsun?”
Temel başlamış anlatmaya,
-“Sayın Yargıç Bey, karım üç yıldır evde ne bulursa üstüme fırlatıyor da.. Ne olur bizi boşayın.
-“Peki evladım, niye bunun için üç yıl bekledin?
-“Yeni yeni isabet ettirmeye başladı da..!
www.bilimsanatolu.com
Sabah ablasını bekliyor
Akşam ablası evlenen küçük Ahmet sabah kapının önünde oturmuş kendi kendine söyleniyordu:
-“Saat kaç oldu hala getirmedi..”
Onun söylenmelerini duyan annesi sorar:
-“Sen ne söyleniyorsun öyle, kim neyi getirecek?
-“Eniştemin ablamı getirmesini bekliyorum.”
-“Yavrum ablanın daha akşam düğünü oldu. Sabah sabah enişten niye getirsin ki?”
-“Ama anneciğim sen demiştin ya, bu kızı akşam alan sabah geri getirir diye bende o yüzden eniştemin ablamı geri getirmesini bekliyorum.”
www.bilimsanatolu.com
Ayı ve Fadime
Temel, eşi Fadime ile ormanda gezerken birden karşılarına kocaman bir ayı çıkmış.
Temel ile Fadime, ağaçların arasına saklanmaya çalışırken ayı, Fadime’yi yakalayıp götürmeye başlamış.
Temel, şaşkın ve üzgün şekilde bağırmaya başlamış:
-“Uyy Fadime, uyyy Fadime, haydi bakayım, ayıya da ‘bugün başım ağrıyor’ de!”
www.bilimsanatolu.com
Beş bacanak
Beş bacanak toplanmışlar, altıncı bacanağın evine çay içmeye gitmişler.
Evin hanımı, eşine,
-“Bey, evde hiç şeker yok, ne yapacağız?” demiş.
Adam,
-“Sen, çayı demle, gerisini bana bırak” yanıtını vermiş.
Çaylar gelince, evin sahibi,
-“Bacanaklar, çayların biri şekersiz. Kime denk gelirse, haftaya hepimizi yemeğe alacak” demiş.
Çaylar içilmeye başlanmış. Hepsi,
-“Ooooh, çay da çok güzelmiş” demişler.
Hatta bacanağın biri,
-“Baldız, çay çok şekerli olmuş. Bardağa biraz daha çay ilave et” demiş.
www.bilimsanatolu.com
Fren
Direksiyon eğitmeni, bir kadına direksiyon dersi veriyor.
-“Dar bir yolda hızlı bir şekilde giderken birden karşına baban ve kocan çıkarsa ne yaparsın?”
-“Kocama çarparım.”
-“Bak, bu dersi 5 kez anlattım sana! Hayır, frene basacaksın!”
www.bilimsanatolu.com
Neden ters binmiş
Eşeğe ters binen Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
-“Neden ters biniyorsun?”
Hoca yanıt vermiş:
-“Arkadan gelen tehlikeleri görebileyim diye…”
Tekrar sormuşlar:
-“Ee… Önden gelen tehlikeler ne olacak?”
Hoca yanıtlamış:
-“Onu eşek de görür!”
www.bilimsanatolu.com
Sıkıysa öksürsün
Babasının yakın arkadaşı Cemal’in eczanesinde tezgâhtar olarak işe başlayan Temel, bir türlü
raflarda müşterinin istediği ilacı bulamıyor, gelenlerin çoğu eli boş dönüyordu.
Patron Cemal, bir gün Temel’i çağırdı.
-“Bak oğlum” dedi.
-“Bu işi öğrenmez, gelen müşteriyi boş gönderirsen bu dükkân batar. Diyelim ki olan ilacı bulamıyorsun. Oysa iyi tezgâhtar, o ilaç bizde olmasa bile benzerini bilir, tavsiye eder ve satar! Tamam mı?”
Biraz sonra bir müşteri geldi,
-“Bana en iyi öksürük şurubunu ver” dedi.
Temel, her rafı dolandı, yine bulamadı tabii… Ama patronun lafını hatırladı ve müşteriye bir şişe müshil vererek,
-“Hepsini iç, şimdi burada” dedi.
Müşteri, şişeyi kafasına dikti ve çıktı. İlerdeki masasında gazetesini okuyan patron Cemal geldi ve
Temel’e,
-“Ne oldu?” dedi.
Temel, anlattı:
-“Öksürük şurubu istedi. Yoktu. Ona müshil içirdim…”
-“Ama müshil, öksürüğü tedavi etmez ki!”
“Öyle mi?” dedi Temel ve dışarıda bir direğin dibine eğilmiş müşteriyi gösterdi:
-“Sıkıysa öksürsün bakalım!”
www.bilimsanatolu.com

Yorum gönder