Pazar fıkraları: 45
Kaptan bravo
Günün birinde acık denizlerde yol alırken, gözcü seslenmiş direğin tepesinden,
-“Heyyoooo, uzakta bir korsan gemisi göründüüüüü…”
Bunun üzerine tüm mürettebat dehşet içinde sağa sola koşuşturmaya başlamış. Kaptan Bravo sakin bir sesle yardımcısına seslenmiş,
-“Bana kırmızı gömleğimi getirin.”
Yardimci derhal kaptanin kirmizi gömlegini getirmis… Bravo gömlegi giyerken adamlarini savas düzenine sokmus ve korsanlari yenmis…
Daha sonra, gözcü bu kez bir degil, iki korsan gemisini tespit etmis uzaklarda…
Kaptan Bravo bu kez de kirmizi gömlegini istemis ve yine korsanlari duman etmis. O aksam, bütün mürettebat güvertede oturmus, o günkü zaferi konusurken, adamlardan biri kaptana sormus:
-“Kaptanim, niye savastan önce kirmizi gömleginizi istiyorsunuz, cok merak ettik de, bagislayin sormakla bir kusur ediyorsam…”
Bravo soruya yanıt vermiş:
-“Şundan istiyorum evladım Eğer saldırı sırasında yaralanırsam kırmızı gömlek akan kanımı belli etmez, böylelikle siz de korkusuzca düşmanlarımıza direnmeyi sürdürürsünüz.”
Ortalığı bir sessizlik kaplamış, sadece denizin hışırtısı ve rüzgârın yelkenlere dokunuşu duyuluyormuş Adamların yürekleri kaptanlarının cesaretine duydukları hayranlıkla güm be de güm atıyormuş
Şafak sökerken gözcü bu kez bir değil, iki değil, ama tam 10 (on) korsan gemisinin yaklaşmakta olduğunu tespit etmiş. Mürettebat kutsayıcı bir sessizlikle kaptanlarına bakarak, onun o artık alışılagelen kırmızı gömlek talebinde bulunmasını beklemeye başlamışlar.
Kaptan Bravo çelik gibi gözleriyle gemisine yaklaşan korsan filosuna bakmış, sonra korkusuzca adamlarına dönmüş ve sakin bir sesle bakirmiş:
-“Kahverengi pantolonumu getirin bana!”
www.bilimsanatyolu.com
Kamufulaj
Askerde kamuflaj yarışması var… Herkes cuvallara giriyor, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor…
Birinci çuvala vuruyor..
-“Hav hav hav.”
Komutan:
-“Aferin, köpek çuvalı….”
İkinci çuvala vuruyor,
-“Miyav miyav..
Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar…
Enson çuvala vuruyor ses yok… Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok… Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin… Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
-“Patateeeeeees”
www.bilimsanatyolu.com
Geri zekalı kamyon şoförü
Mehmet er olarak askerliğini yapmaktadır. Ve komutan her gün Mehmet’i 10 km. uzaktaki şehir merkezine yürüyerek gönderir ve kendisine günlük bir Hürriyet gazetesi aldırır.
Mehmet şehir merkezine yürüyerek gider ve öğleden sonra saat 15,00e doğru da kışlaya geri gelerek komutanına aldığı gazeteyi verir.
Aradan 10-15 gün geçer ve Mehmet her gün ayni işlemi yapmaktadır. Bir gün Mehmet bu adar uzun yolu her gün gitmeye dayanamaz ve şehre gazete almaya gittiğinde aynı Hürriyet gazetesinden 4 adet alır ve karargaha geri döner ve komutana gazetelerden bir tanesini verir. Diğer 3 gazeteyi de kendisinde saklar.
İkinci gün Mehmet sanki şehre gitmiş gibi yapar ve garnizonda sota yerlerde oyalanır ve öğleden sonra saat 15,00 e doğru dün aldığı Hürriyet gazetelerinden birisini daha komutana verir.
Üçüncü gün Mehmet şehre gitmez ve öğleden sonra saat 15,00 e doğru komutanın yanına giderek aldığı gazetelerden bir tanesini daha verir.
Dördüncü gün de ayni şeyi yapar ki; komutan Mehmet’e hışımla seslenir ve der ki:
-“Sen bu gazetelere gelirken göz gezdiriyor musun, bakıyor musun?”
Mehmet endişe ile ve korkarak,
-“Hayır komutanım hiç bakmıyorum” der.
Komutan tebessüm ederek Mehmet’i yanına çağırır ve der ki
-“Gel o zaman sana komik bir şey göstereyim, geri zekalı bir şoför, üç gündür ayni araba ile ayni ağaca çarpıyor… Bak üç gündür gazetede adamın da, çarptığı arabanın da ağacın da resimlerini koyuyorlar” der.
www.bilimsanatyolu.com
Çabuk çağır
Yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği Onbaşı Mehmet’in cezalandırdığı er, yüzbaşının karsısında:
-“Komutanım benim bir şikâyetim var.”
-“Söyle.”
-“Mehmet onbaşı beni dögdi.”
-“Git, ben onun cezasını veririm.”
-“Ama yüzbaşım; hem dögdi , hem sögdi.”
-“Anladım, git cezasını veririm.”
-“Anama babama laf etti.”
-“Git cezasını veririz dedik ya.”
-“Benim anam da yohtur, babam da yohtur.”
-“Allah rahmet eylesin. Benim de öyle. Sen git anladım.”
-“Ama yüzbaşım, Mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti. Anam da yohtur, babam da yohtur. Anam da sensin, babam da sensin.
Yüzbasi:
-“Derhal koş; çağır o densiz Mehmet Onbaşı’yı buraya!” dedi.
www.bilimsanatyolu.com
30 derece doğuya
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karsıda ve uzakta Uzerlerine doğru gelen bir ışık fark etmiş. Hemen karsı tarafa sinyal göndererek su mesajı geçmiş:
-“Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz”
Karsından anında yanıt gelmiş:
-“Sen rotanı 30 derece batıya cevir!”
Komutan sairmiş, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-“Rotanı derhal 30 derece doğuya cevir, emrediyorum!”
Karsıdan yanıt:
-“Asil sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!”
Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis:
-“Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya cevir!”
Yanıt:
-“Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya cevir”
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazire hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş:
-“Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız’
Karsıdan anında yanıt gelmiş:
-“Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayaları boylayacaksın.”
www.bilimsanatyolu.com
Amiral kapıcı
Adam zilzurna sarhoş halde otelin kapısına gelir, kapıda gördüğü apoletli, sırmalı üniformalı adama seslenir:
-“Heeey!, bana bir taksi çağır!
Adam hiddetle:
-“Ben kapıcı değil, amiralim!”
-“Öyleyse bana bir gemi çağır!”
www.bilimsanatyolu.com
Anneniz ne diyor?
Çok genç bir İngiliz subayı, general olan babasının yanında yaverdi, yaşlı bir albaya emri iletmekle görevlendirildi:
-“Babam birliğinizi şu karşıki tepenin yamaçlarına çekmenizi söylüyor, efendim” dedi.
Yüzü moraran albay da şöyle dedi:
-“Demek öyle söylüyor! Peki anneniz ne diyor?!”
www.bilimsanatyolu.com
Neresinden…
Kore’de Türk Tugayından iki Anadolulu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar:
-“Hani sizin izin kağıtlarınız?”
Erler subayı atlatırız umuduyla:
-“Biz Amerikalıyız…” diye yanıt verirler.
Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez:
-“Amerika’nın neresindensiniz?” diye sorunca:
-“İçindenik kumandanım!” diye yanıt verirler…
www.bilimsanatyolu.com
Mehteran
Bir gün Cennet’in kapıları şiddetle vurulmuş:
-“Güm Güm Güm!”
İçeriden seslenmişler:
-“Kim o?”
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
-“Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!”
İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar.
Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış:
-“Güm Güm Güm!”
İçeriden sormuşlar:
-“Kim o?”
Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:
-“Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!”
İçeriden hemen yanıtlamış:
-“Onlar 40 yıl önce geldi!”
Dışarıdan yine ses gelmiş:
-“Biz mehter takımıyız, ancak geldik!”
www.bilimsanatyolu.com
Kaçmaya çalışıyorlar
İkinci dünya savaşı sırasında bir İngiliz Almanya üzerinde düşürülür. Almanlar bunu esir alırlar fakat İngiliz’in bir bacağı ve iki kolu kangren olmuştur.
Almanlar ilk önce bacağı keserler ve İngiliz Almanlardan bu bacağı ana vatanı olan İngiltere’ye atmalarını ister.
Almanlar da atar.
Sonra İngiliz’in kolu kesilir, İngiliz yine aynı dilekte bulunur ve Almanlar da yerine getirir.
Bu sefer de Almanlar öteki kolu keserler. İngiliz her zamanki gibi Almanlar’dan kolu anavatanına atmalarını ister.
Fakat Almanlar:
-” Olmaz!” derler,
İngiliz nedenini sorunca şöyle yanıt verirler:
-“Sen galiba parça parça kaçmaya çalışıyorsun?”
www.bilimsanatyolu.com
Yorum gönder