Pazar fıkraları: 32
Başımıza sıçıyorlar…
İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı,
Birinci ihtiyar:
-“Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum.”
Diğer ihtiyar:
-“Neden?” diye sorunca,
-“Yerde dolaşırken elimizden yiyorlar, havalanınca başımıza sıçıyorlar.”
www.bilimsanatyolu.com
Ben de vardım…
Hoca bir gün arkadaşıyla konuşuyormuş arkadaşı demiş ki:
-“Ya hocam dün sizin evden bir ses çıktı. Bu neydi?”
Hoca ise:
-“Hiç sadece hanımla biraz artistik kavuğum merdivenlerden yuvarlandı”, demiş.
Arkadaşı:
-“Yahu hocam hiç kavuktan bu kadar ses çıkar mı?”, demiş.
Hoca:
-“Ya anlasana içinde bende vardım”, demiş.
www.bilimsanatyolu.com
Daha almadın ki…
Akil hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir delinin oturmuş, bir şeyler yazdığını gördü:
-“Kolay gelsin ne yazıyorsun?”
-“Mektup yazıyorum efendim.”
-“Yaaa..Kime yazıyorsun?”
-“Kendime..”
-“Peki ne yazılı mektupta?”
-“İlahi doktor bey, deli misiniz siz mektubu daha almadım ki içinde ne yazdığını bileyim.”
www.bilimsanatyolu.com
Ben de aynısını söyledim…
Küçük Ali okuldan eve gelir ve üzgün bir şekilde,
-“Matematik dersinden 1 aldım” der.
Babası hemen sorar,
-“Neden ?”
-“Öğretmen 3×2 kaç eder? Diye sordu, ben de “6” dedim.”
Babai hemen oğlunu tasdikler,
-“Fakat bu doğru” der.
Ondan sonra da
-“Öğretmen 2×3 kaç eder?” diye sordu.
“Has *iktir, ne farkı var ki?”
-“Ben de öğretmene aynisini söyledim ve 1 aldım…”
www.bilimsanatyolu.com
Bir kedi daha…
Akil hastanesinden kaçan iki deli, karsıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti.
Sordu:
-“Kim o?”
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki, delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.
Bekçi geri dönüp yine seslendi:
-“Kim var orada?”
İkinci deli yanıt verdi:
-“Bir kedi daha.”
www.bilimsanatyolu.com
Silikon
Öğretmen sınıfta madenleri ve ne kadar değerli olduklarını anlatıyormuş.
Dersin bitiminde çocuklara sormuş:
-“Kim hangi madene sahip olmak ister çocuklar?”
Önce David yanıt vermiş:
-“Platin, öğretmenim. Onunla kendime bir Porsche ahirdim.”
Ardından Mike yanıtlamış:
-“Altın, öğretmenim. Altınlarımla kendime son model bir Cadillac ahirdim.”
En son Küçük Joe yanıtlamış:
-“Silikon, öğretmenim. Ablamda iki tane var, kabinin önündeki arabaları hayal bile edemezsiniz!…”
Sığamazsınız Hünkarım
Bir gün padişah Nasreddin Hoca’ ya sormuş.
-“Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım?” demiş.
Hoca padişahtan korkmadan:
-“Cehenneme gidersiniz padişahim?” demiş.
Padişahin sinirden sakalları titremiş. Bu durumu gören Hoca:
-“Kızmayın padişahim ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup tasmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim”, demiş.
www.bilimsanatyolu.com
Yarı manyak…
Öğretmen derste çocuklara dönerek sorar:
-“Söyleyin bakayım, kuzeyimizde Karadeniz, güneyimizde Akdeniz, batımızda Ege Denizi varsa ben kaç yaşında olurum?”
Arka sıralardan bir parmak kalkar:
-“Kırkdört öğretmenim..”
Gerçekten de o yasta olan öğretmen şaşırır:
-“Doğru.. Ama nasıl bildin..?
-“Gayet kolay öğretmenim.. Benim yâri manyak bir ağabeyim var; tam yirmi iki yaşında. Onun yasını iki ile çarpınca sizin yasınız çekiyor.
www.bilimsanatyolu.com
Ağzından doluyor…
Adam çok zamparaymış. Faaliyetlerinin sonucu olarak günün birinde hastalığı kapmış. Doktor
hastalığın tedavisinin çok kolay bir yolu olduğunu hafta boyunca ufaklığı her gün 15
dakika içi süt dolu bir bardağın içinde tutmasını söylemiş.
Adam her gün banyoya bir bardak sütle girip kapıyı kilitleyerek tedaviyi uyguluyormuş.
Karisi durumu merak edip sorduğunda bir şekilde geçiştiriyormuş. Dördüncü gün banyoya girmiş ancak kapıyı kilitlemeyi unutmuş.
Bunu fırsat bilen karisi kapıyı açıp içeri girdiğinde gördüğü manzara karsısında bir an
duraklamış,
-“Aaaaaaaa kırk yıl düşünsem bunun bir dolmakalem gibi ağızdan doldurulduğu aklıma gelmezdi” demiş
www.bilimsanatyolu.com
Secdeye kapanırsa…
Bir gün Hoca, yol ustu bir hana inmiş. Nuh Nebi’den mi kalmış, Kaalubela’dan mı?
Her ne ise.. Her tarafı delik deşik olmuş; adeta çökmeye bir başı kalmış. Hoca’nın yüreğine bir korkudur duşmuş. Ama, ne desin? Nihayet bir söz arasında:
-“Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek!” diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü sakaya boğarak;
-“Ağzını hayra aç Hoca, bu gicişti beşik geçirtişi değil; tavan tahtaları Hakka teşbih çekiyor!” demiş.
Hoca’nın kozu küllenir mi? Gözlerini hancının gözüne dikerek;
-“Peki ama, ya bu tavan böyle teşbih çeke çeke aska gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak!”
www.bilimsanatyolu.com

Yorum gönder